Haberler

Del Fiano Coffee Kurucusu Fatih Topuz: “Bir kahveyi ülkesinde bizzat yerinde cupping yaparak, test edip alıyoruz”

Kahve, fincana gelene kadar önemli süreçlerden geçiyor. Bu süreçlerden biri de kahvenin toptan olarak ithalatının yapılması.

Kahve… Sosyal yaşamımızın bir nevi kutsal içeceği. Son yıllarda kahve, ülkemizden dünyaya yayılıp tekrar hayatımıza giren bir içecek oldu. Bunda kahve ithalatı yapan markaların önemi çok büyük.

Del Fiano, ülkemizdeki kahve piyasasının en büyük ithalatçılarının başında. 20 yıla yakındır dünyanın 25 ülkesinden farklı notlarda kahveleri ülkemizdeki kahve ticareti yapanlar ve kahveseverlerle buluşturuyor.

Yeşil kahve çekirdeği tedarikinin yanında, aynı zamanda kahve de kavuran Del Fiano, ülkemizdeki kahve pazarının ritmini tutuyor. Markanın kurucusu Fatih Topuz, Del Fiano’nun çalışmalarını yeni sayımıza anlattı.

Fatih Bey, Del Fiano ülkemizin en önemli kahve çekirdeği tedarikçilerinden biri. Del Fiano’nun kahve pazarındaki hikayesi çok eskilere dayanıyor. Del Fiano ne zaman ve nasıl kuruldu?

Del Fiano Coffee, 2003 yılında kuruldu. Ki daha evvel de kahvenin içinde olduğu başka bir sektörde iş yürütüyorduk. Kahveye uzak değildik. Söz konusu yıllarda ülkemizde kahve alanında pek de bilinen ve alınıp satılan miktarlarda olmamasına rağmen, birçok ülkeden kahve ithalatını gerçekleştiriyorduk. Yeni nesil kahve akımların ülkemizde yayılmasında da öncü bir rol oynadık.

Yeni nesil kahvecilik, yeni nesil kahve tüketicisini de yarattı. Ama genel olarak kahve tüketicisi ya mekânlarda kahveyi içerek ya da evine kahve alarak tüketiyor. Ama kahvenin arkasındaki süreci birçok tüketici bilmiyor. Kahvenin ülkemize gelene kadar süreci nasıl ilerliyor?

Kahve, baştan sona zor bir süreç. Özellikle Del Fiano Coffee kavurucularla doğru kahveyi buluşturmak için nitelikli kahve ithalatı yaparak zor bir sürecin üstesinden geliyor. Bu süreçte bir kahveyi ülkesinde bizzat yerinde cupping yaparak, test edip sonunda en doğru kahveyi fiyat performansı, yükleme aşaması da dahil bizzat takip ederek ülkemize giriş yapmasını sağlıyoruz. Bu denli kontrollü kahve alımı süreci bize ek zaman ve ek maliyet oluşturuyor.

İşimizi severek ve dikkatli takip etmenin sonucunda, kavurucular için sürekli aynı bölgeden gelen çekirdekler, aynı performansta ve nitelikte kahvenin sürdürülebilir olmasını sağlıyor.

“Kahve alımında hasat dönemlerine çok önem veriyoruz”

Del Fiano, kahve üreten ülkelerin hemen hemen hepsiyle yoğun ticari ilişkiler içinde. Birçok ülkenin kahve üreticileriyle bir araya geliyorsunuz, çiftlikleri gözlemliyorsunuz. Çekirdek olarak bir kahveyi tedarik ederken hangi koşullara dikkat ediyorsunuz?

Bizim için kahvenin sürdürülebilir olması önemli. Kooperatifler ile yaptığımız anlaşmalarda difekt oranlarının binde 5-15 olması için sözleşmeler yapıp, nitelikli kahvenin temelini oluşturan bu standardı korumaya çalışıyoruz. Sonrasında hasat dönemleri de bizim için çok önemli ve üzerinde hassasiyetle durduğumuz bir konu. Fiyat politikasında önemli bir yer tutan bu durum bizi rekabette zorlasa da yeni hasat kahve alımında prensiplerimizden asla vazgeçmiyoruz.

Sizin aynı zamanda Honduras’ta bir kahve çiftliğiniz de var. Bir çiftlik almak fikri nasıl ve hangi ihtiyaçtan doğdu. Bu çalışmanızdan bahseder misiniz?

Honduras, Central Amerika bölgesinin önemli ülkelerinden birisi, Güney Amerika ülkelerinin başkenti sayılır. Bu özelliği de üç bin yıl öncesine dayanan Maya medeniyetinden geliyor. Bu bölgede en iyi kahve ve kakao yetişiyor. Honduras’ın en iyi kahvelerinin yetiştiği Santarosa şehrinde kahve aldığımız bir kooperatife bağlı Finca Beatris çiftliği var. Buranın özelliği ‘blue mountain’ denen en yüksek ve üzerinde devamlı bulut olan bir dağda bulunuyor.

“Eğer bir kahve çiftliği almayı istesem en iyi çiftlik olması gerekir” derken tesadüfler bir anda o beğendim araziden çiftlik almama neden oldu. Kendi çiftliğimizde yılda yaklaşık 80-100 çuval kahve hasadı yapılıyor. Bunu da kâr gütmeksizin maliyet fiyatlarından satışa sunuyoruz. Çiftlik sahibi olmak bize kahve tedarikinde üreticinin yani köylünün de duygularını anlamamızı, emeğe de gerekli karşılığı vermemiz gerektiğini hissettiriyor.

“Yaklaşık 25 ülkeden kahve ithalatı yapıp Türkiye’ye taşıyoruz”

Yıl içinde ne kadar ton kahve ithal ediyorsunuz ve alıcılar tarafından en çok hangi ülkenin kahveleri tercih ediliyor?

Yıl içinde toplam kahve ithalatını söylemem biraz doğru olmaz ama nitelikli kahve pazarında yüksek pazar payına sahip olduğumuzu söyleyebilirim. Türkiye, tat olarak Brezilya dışında daha çok Etiyopya ve Güney Amerika ülkelerinin kahve profillerini daha çok seviyor, yoğun olarak alıcılar bu ülkelerin kahvelerini daha çok tercih ediyorlar. Biz yaklaşık 25 ülkeden kahve ithalatı yapıp Türkiye’ye taşıyor, kahveseverlere deneyimletmeye çalışıyoruz.

Biz tarihte bir kahve ülkesiyken ve kahve dünyada bizimle anılırken, birden kıta Avrupası ve Amerika’nın tekeline geçen bir içeceğe dönüşüyor. Yeni nesil kahvecilikle birlikte ülkemizde kahveye olan ilgi de bir hayli artmaya başladı. Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz?

Gerçekten üzücü bir konu aslında. 300 yıldan fazla Osmanlı o zamanki Yemen, Etiyopya ve Sudan’ı da kapsayan Habeşistan bölgesini kontrol ederek kahveyi tekeline almış ve tüketmiş. Hatta dünyadaki ilk kafe yani kahvehaneyi şimdiki Tahtakale’deki Tahmis Sokak’ta açarak bu işin öncüsü olmuş ve yüzyıllarca güzide bir içecek olarak tüketmiş. Viyana Savaşı sonrası Viyana’da bırakılan kahvelerden Avrupa, kahveyle daha yakın olmaya ve Osmanlı zayıflayınca da kahve üzerinde ciddi ticaretler yapmaya hatta Hamburg’a ham kahve getirip, işleme yaparak tüm dünyaya satmaya başlamışlar. Kurtuluş Savaşı sonrası devletin ekonomik zayıflığı, kısıtlı döviz rezervi kahve ithalatını ciddi oranda kısıtlamaya gitmiş.

1980 sonrası ithalatın normalleşmesiyle kahve ithalatı da yeniden ivme kazanmış. Özellikle 2010’dan sonra nitelikli kahveye talep artmaya başladı. Yeni ve profesyonel kafelerin açılmasıyla tüketici daha kaliteli kahve içmeye başladı. Bu da bizim pazarımızı ciddi oranda arttırdı. Çünkü kahve topraktan fincana giden bir süreç. Her aşamasında kaliteyi arttıran ve düşüren unsurlar var. Kahve mekânları arttıkça çok iyi kavrulan daha taze kahvelerin satışa sunulması, doğru demleme tekniklerinin kullanılması iyi bir tüketici kitlesi yarattı.

“Önümüzdeki şubat ayında kahvede ciddi fiyat artışları bekleniyor”

Dünyaca yaşanan bir virüs salgını içinden geçiyoruz. Evden çıkamadığımız bu süreçte kahve imdadımıza yetişti. Kahve alıp evde demlemek popüler bu hal aldı. Bu dönemde kahve yetiştiriciliği ve kahve ithali nasıl etkilendi?

Salgın sürecinin ilk başlarında kahve piyasasında çok bir etki yaşanmadı. Çünkü genelde kahveler aralık ve mart ayında hasat edilir. Bu da dağların düşük rakımlarından başlar. Yüksek rakımlarsa en son hasat edilir. Bizim kullandığımız nitelikli kahveler de yüksek rakımlı. Şubat ve özellikle mart ayında hasat edilir. Şubatta kahve kooperatifleri 15 gün tedbir amaçlı üretimi durdurdu. Sonra martta salgın artınca üretim ve toplama tamamen durdu. Nitelikli kahveler ağaçlarda kaldı, hasatlar çok az oldu. Kahve borsalarında bir anda yüzde 50’lere varan fiyat artışları oldu.

Mayısta da pandemi bitecek talep patlaması olacak beklentisi yaratıldı ama Avrupa’da sürecin uzaması üretim azlığını taleple dengeledi. Ancak önümüzdeki şubata kadar kahvede ciddi fiyat artışları bekleniyor. Umarız bu süreçte kahve piyasası olumsuz etkilenmez. Tabii burada daha fazla ürününü toplayamayıp mağdur olan binlerce çiftçi ve köylünün durumu da var.

Röportaj ve fotoğraflar:  Reha KADAK – Del Fiano

Önceki yazıSonraki yazı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir