Efsaneler, gerçekler, yeni ve geleneksel lezzetler: Rodos

by Basak Oksak

Maria ile karşı yakanın lezzetleri

‘Zümrüt Adası’ olarak da anılan Rodos’ta yöresel ve modern lezzetler birbirine karışmış durumda. Adanın tarih kokan sokaklarında dolaşırken, yöreye özgü yemekler, renkler, sesler ve kelebekler de sizi bekliyor olacak. Karşı köşeden göz kırpan bir şövalye değil mi?

Mitolojiye göre birbirinden güzel 50 kız çocuğuna sahip olan Danaos, kızlarını Tanrı Zeus’un kıskanç eşi Hera’dan kurtarmak için Mısır’dan Rodos Adası’na getirir. Lindos Köyü’ne yerleşir ve Athena Tapınağı’nı inşa ettirir. Lindos’a vardığınızda ister yürüyerek, ister tatlı suratlı bir eşeğe binerek muhteşem güzellikteki tapınağı ziyaret edebilirsiniz. MÖ 6-7’nci yüzyıl aralarında inşa edildiğini düşününce hâlâ tapınağın bu kadar iyi durumda olduğunu görmek sizi şaşırtabilir.

Havadan ya da denizden Rodos Adası’na ulaştığınızda araba kiralayıp adanın enfes sahillerine, lezzet dolu konaklarına, tarih kokan antik bölgelerine, güneşin batışını seyredebileceğiniz köy ve tepelerine gidebilir, begonvillerin kokularıyla kendinizden geçebilirsiniz.

Türkiye’nin güneybatısında, Bozburun Yarımadası’na 18 km mesafede olan Rodos Adası’nın liman girişinde, çok eskiden dünyanın yedinci harikası olarak bilinen Kolosos heykeli bulunuyordu. MÖ 3’üncü yüzyılda inşa edilen 33 metrelik heykel, büyük bir depremde yıkıldı ve şimdi onun yerinde sizi limanın girişinde karşılayan iki geyik heykeli var.

Ortaçağ’ın efsaneleriyle dolu Şövalyeler Kalesi’ni gezerken, birden yanınızdan rüzgâr hızıyla geçebilecek at üstünde bir şövalye görebilirsiniz. Rodos’un kalbi 1441-1442 yıllarında inşa edilen kalenin içinde çarpar. Yeraltı tünelleri ve köprülerle bağlantılı mistik Kaleiçi sokaklarında dericiler, mücevherciler, antikacı ve halıcıları gezip bol pazarlıklı alışverişinizi yaptıktan sonra, 1925’ten beri aynı binada bulanan Mevlana Kafe’de kumda pişen bol köpüklü kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

Ahşaptan yapılmış Mehmet Ağa Camii’ni gezdikten sonra karnınız acıkmışsa Dinoris Restaurant çok iyi bir seçenek; 1967’den beri lezzetli yöresel yemekleriyle gezginleri karşılıyor. Benden Despina Dinoris’e selam söylemeyi unutmayın.

Nerede,  ne yenir?

‘Zümrüt Adası’ olarak da anılan Rodos’ta yöresel ve modern lezzetler birbirine karışmış durumda. Yöresel mutfakta ve köylerde et, modern ve turistik lokantalarda ise balık ve meze ağırlıklı yemekler bulacaksınız.

Kiupia Restaurant’ın ekmeklerini denemeden, Sarris’te ahtapot ve deniz kestanesinin tadına bakmadan, Romeo’da ‘elliniko piato’yu tatmadan, Alexis’te ıstakozlu makarnadan yemeden kale içinden ayrılmayın derim. Gece sizi yakalarsa, Kondiki adını taşıyan katamaranda hem dans ve şarkılarla eğlenir hem de çok kaliteli yemekler yiyebilirsiniz.

Şehirde ise Kukos Kafe ve Lokanta’da kahvaltınızı taş fırında pişmiş börek ve çöreklerle alabilir, yanında mis gibi kokan kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Kafenin bahçesinde bulunan kocaman papağanın sesi sabah keyfinize eşlik eder.

Kale içindeki Şadırvan Meydanı’nın etrafının kafelerle dolu olduğunu göreceksiniz. Tıpkı Kumkapı’da olduğu gibi garsonlar sizi çağırıp içeriye çekmeye çalışırsa sakın şaşırmayın!

Bir başka tavsiye edeceğim mekan Masasura, 1932’den beri Rodos Adası’nda hizmet veriyor. Bal ve uzo sosunda, yufka içinde peyniri denemenizi tavsiye ederim. Modern mutfak seviyorsanız, Black Adder Pub et konusunda çok iddialı. Yemekten sonra turunuzu Mandraki,

Kallithea, Lindos’ta yapabilir, güneşin batışını Monte Smith’te seyredebilirsiniz.

Lindos ve mürekkepli sübye pilavı

Rodos’a gelmişken Lindos’ta kalmayı ve Akropolis’i ziyaret etmeyi ihmal etmeyin. Melenos Hotel’de kalmazsanız bile mutlaka bu muhteşem butik oteli ziyaret edip restoranında yemek yiyebilirsiniz. Mavrikos kardeşlerin restoranı, Lindos Meydanı’nda seneler boyunca adanın gastronomisine değer katıyor. Balık çorbasını ve  mürekkepli sübyeli pilavını ısrarla tavsiye ediyorum. Lindos’tan ayrılmadan uğramanız gereken diğer bir mekân da Ceasar’s Meze Bar.

Lindos’a 15 dakika mesafedeki Arhangelos Köyü’nde, arkadaşım Dimitri’nin yeri Stegna Restaurant’ta balığınızı yedikten sonra, 1961 yılında ‘Navaro’nun Topları’ filminin çekildiği ve daha sonra Anthony Quinn’e bağışlanan  koyda bir mola verebilirsiniz.

Yöresel yemekler, renkler, sesler ve kelebekler…

Yöresel yemeklerden et, bulgur, salça ve nohutla taş fırında 6-7 saat pişen lakani yemeği ve tatlılardan melekunia adaya özgü ve mutlaka denenmesi gereken lezzetler. Lakani’nin tarifini sizler için veriyorum zaten.

Bu kadar lezzetli yemeklerin yanında Rodos’un yerli rakısını, şarap seviyorsanız Amorgiano üzümlerinden yapılan şarabını, bira sevdalısıysanız adanın yerli birasını mutlaka deneyin derim.

Rodos her mevsim güzel ama eğer ziyaretinizi haziran-ağustos arasına denk getirirseniz, Kelebekler Vadisi’nde binlerce kelebek çeşidi görebilir, ‘renk ve ses’ anlamına gelen ‘ikona ve ihos’ gösterisini seyredebilirsiniz.

Yaz veya kış ‘Zümrüt Adası’ Rodos, keyif dolu bir tatil için liman kapısını açık tutar, Kaleiçi şövalyeleri, gezginleri bekler. Işığını kaybetmeyen deniz fenerleri ise gezginlere her zaman yeni rotalar gösterir.

Rodos yöresel mutfağından

LAKANİ


Malzemeler:

1 kilo kuzu veya dana eti

2 soğan

1 su bardağı bulgur

1 su bardağı nohut

3 olgun domates

1 çorba kaşığı domates salçası

1/2 su bardağı zeytinyağı

2 tarçın çubuğu

Tuz, karabiber ve kimyon

2 su bardağı su

Yapılışı:

Nohutları geceden ıslatıyoruz. Büyük bir güveç kabına soğanları piyaz kesip yerleştiriyoruz. Etleri irice kesip soğanların üstüne koyuyoruz. Nohut, bulgur, doğranmış domates, salça ve baharatları ekleyip en son zeytinyağı ve suyu da dökerek güveci kapağı ile kapatıyor ve kısık fırında 6-7 saat pişiriyoruz. Adada bu yemeği taş fırınlarda geceden koyup pişiriyorlar. Yanında köy ekmeği ile muhteşem bir lezzet ortaya çıkıyor.

Yazı ve fotoğraflar: Maria Ekmekçioğlu

Bunlar da hoşunuza gidebilir

Yorum Yazın

Secured By miniOrange