Lucca’nın 18 yıllık anatomisi

by efe

Cem Mirap, New York’ta yaşadığı yıllarda hayalindeki mekanı açmaya karar verdiğinde Lucca’nın zamanla bir sembol haline geleceğini herhalde hiç düşünmemişti.

Eski bir röportajında söylüyor, onun derdi sadece şuymuş:
“İstanbul’da şık ve pahalı olmadan da kaliteli ve keyifli olabilecek bir mekan yaratmak.”
Tamamen bu hevesle yola çıkmış.
Çıktığı yolda gelinen nokta ise bir yeme-içme markası için hayli güçlü.
Öyle güçlü ki, Lucca’nın başına açıldığı günden bu yana, dile kolay tam 18 yıl olmuş, türlü türlü olumsuz olay gelse de marka yoluna hep devam etti.
Tam da mekan önünde meydana gelen son kurşunlu hadise de onlardan biriydi.
Benim hep gözlemlediğim şey şu:
Çok sıkı bir müdavim kitlesi var Lucca’nın.
Üstelik farklı farklı kitleler.
Öğleden sonra saat 13.00 ile 16.00 arası ağırlıklı kadın arkadaş gruplarını görürsünüz Lucca’da.
17.00 ile 20.00 arası kitle çeşitlenir. 21.00’den sonra ise yeni neslin hakimiyeti başlar.
Yine de hiçbir müdavim kitlesi tam olarak Lucca’nın hakimi olmaz.
Hatta sırf bu yüzden “Çok bozuldu Lucca, ben gitmem artık” diye söylenen bile 2 hafta sonra yine kendini orada bulur.
SOKAKLA OLAN BAĞI
Bu sıkı müdavim kitlesinin yanı sıra Lucca’nın sembol olmasını sağlayan esas nokta ise şu:
Sokağa bakması. Fazla transparan oluşu.
Elbette belli bir saatten sonra perdeler kapanıyor ama sokağa kalabalığın bu denli taştığı, sokaktan geçen arabalı, arabasız insanların bir şekilde bağ kurduğu nadir İstanbul mekanlarından biri Lucca.
Misal: Sokaktan geçen bazı arabaların sırf Lucca’dakilerin dikkatini çekmek için dinledikleri müziğin sesini yükseltmeleri tipik davranışlardan biridir.
NEDEN HEP İLGİ ODAĞI?
Benim de “Bir daha gitmem artık” dediğim, hatta kötü anılar yaşadığım oldu Lucca’da. Ama bir süre sonra kendimi yine orada buldum.
Sanırım Lucca’nın kendini bir çekim merkezi olarak sürekli ayakta tutması ve her daim ilgi odağı olmasının altında şu var: Sürekli güncellenip bir üst versiyona geçiyor oluşu.
Akıllı telefonlarımız gibi.
Elbette sabit kalan şeyleri de var bu güncellemelerde:
Menüdeki limonlu levrek, dekorasyondaki bazı renkler ve kütüphane önündeki oturma köşesi gibi.
DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY
Sonuçta Cem Mirap’ın 18 yıl önceki ilk Lucca’sıyla şimdiki Lucca arasında en önemli fark sembol olma halinin dayanılmaz ağırlığı.
Çünkü orada bir şey oldu mu, tüm şehir hatta ülke duyuyor.
İlgi odağı olmanın bedeli de bu bir yandan.
18 yıl öncesiyle değişmeyen tek şey ise mekanın rahatlığı, kasmaması.

Yazı: Onur Baştürk/Hürriyet

Bunlar da hoşunuza gidebilir

Yorum Yazın

Secured By miniOrange