Kriz anlarında doğru karar almak

by Basak Oksak

COVID-19’un yayılmasıyla ilgili haberler hızla değişiyor ve insanlar tatillerini iptal edip etmemekten, kendilerini ve topluluklarını nasıl en iyi şekilde koruyacaklarına kadar akla gelebilecek her konuda kararlar almaya çalışıyor. Şu an karar almanın size zor gelmesinin çok sayıda psikolojik nedeni var.

Birincisi, mevcut bir tehdit söz konusu. Bu hastalık gerçek. Dünyanın dört bir yanında insanlar bu hastalık yüzünden ölüyor ve hastalık öyle bir hızla yayılıyor ki hakkında her gün yeni haberler çıkıyor. İnsanlar tehlike karşısında dikkat kesilmeye yatkındır. Bu mesele işte bu nedenle iklim değişikliği gibi uzak bir tehdidin çekmediği kadar dikkatimizi çekiyor.

İkincisi, virüsün yayılması konusunda çok fazla belirsizlik mevcut: Virüs kaç kişide var, topluluklar arasında ne kadar hızlı hareket ediyor, sonuçta kaç kişi virüsü kapacak gibi… İş geleceğe dair tahmin yürütmeye geldiğinde, doğrusal eğilimleri anlamlandırmakta iyiyiz. Ancak bir üstel fonksiyon gibi hızlanmış bir büyümeyi içeren eğilimleri anlamakta kötüyüz. Bir virüsün yayılmasının başlangıç aşamasında yalnızca birkaç vaka olacaktır ancak bu vakalar hızla artış gösterebilir. İşte virüsün yarattığı bu belirsizlik ona olan ilgimizi artırıyor.

Üçüncüsü, insanların virüsün yayılması üzerinde çok az denetimi bulunuyor. Ellerimizi yıkamak, yüzümüze dokunmaktan kaçınmak ve sosyal mesafeyi korumak gibi eylemlerde bulunabiliriz ancak bu durumun kontrolümüz dışında olan birçok yönü var. İnsanlar üzerinde hiçbir denetimleri  olmayan durumlarda bulunmaktan hoşlanmazlar. Bu tip durumlar hem kişiler üzerinde fazladan endişeye neden oluyor hem de olaylara yeniden ağırlığını koymak için hamlede bulunma arzusu yaratıyor.

Son olarak virüsün yayılmasını kontrol altına almaya yönelik tüm girişimler temelde virüsün bulaşmasını önlemekle ilgili. Diğer bir deyişle eğer bu girişimler başarılı olursa bazı insanlar hastalanmayacak.. Ne yazık ki bu önlemlerin alınmadığı bir denetim halini uygulamaya koyma noktasına gelemiyoruz. Sonuç olarak, hangi eylemlerin ve programların hastalığın ortadan kalkmasında etkisi olduğunu bilmek zor.

Bu faktörlerin dördü de davranışlarımızı ve aldığımız kararları etkiliyor. Tehdit, belirsizlik ve kaygı bizi ileriyi öngöremeyen kararlar almaya yönlendiriyor.

Örneğin, belirsizlik bizi sürekli daha fazla bilgiye aç hale getiriyor. İşte bu nedenle birçok insan virüsle ve virüsün yayılmasıyla ilgili güncel bilgilere ulaşmak için çok fazla zaman harcıyor. Haberdar olmak iyi bir şey ancak olumsuz haber tüketimi strese ve dikkat dağınıklığına neden oluyor.

Benzer biçimde denetim eksikliği, insanları daha fazla kontrole sahip olduklarını hissetmelerini sağlayacak eylemlerde bulunmaya itiyor. Bu durum, sürecin başlangıcında el dezenfektanı ve etil alkol satın alma biçiminde gerçekleşti. Bu satın almalar, virüsün yayılmasına yol açabilecek insanları ve yüzeyleri dezenfekte etmek için kullanılabileceğinden bir anlam ifade ediyor. Ancak bu stoklar giderek azaldığında, insanlar hâlâ daha fazla kontrole sahip olmaları gerektiğini hissetti. Bu nedenle, fazladan tuvalet kağıdına, kağıt havlulara ve şişe sulara koştular. Bunlar kısmen daha manasız satım alımlar ve kesinlikle uzmanlar böyle bir satın alımı tavsiye etmedi. Yine de bu tip satın alımlar, bazı insanların kendilerini olumlu bir şey yapmış gibi hissetmelerini sağlayarak endişelerini geçici olarak hafifletebiliyor.

Bazı insanlar kaygılıyken finansal konularda da hızlı kararlar alabiliyorlar. Temel borsa endekslerinin mart ayının ilk haftalarında kabaca yüzde 20 düşüş göstermesiyle hisse senetlerini satmak birçok kişiye cazip görünmeye başladı ve belli ki birçoğu bunu yaptı. Ancak bu durum borsaların geçmişte nasıl işlediği de göz önüne alındığında şimdiki zamanda, gelecekte nüksetmesi muhtemel bir kağıt üzerinde zararı bugüne taşımaktır. Eylemsizlik çok daha ihtiyatlı gibi görünse de insanlar hızlıca harekete geçmek istiyorlar.

Peki bu psikolojik faktörlerle yüz yüzeyken nasıl doğru kararları alabilirsiniz? Eylem çağrısına direnmenin en iyi yolu yavaşlamaktır. Panik, insanların herhangi bir tehditten sakınmak için derhal harekete geçmesini ister ancak böyle bir durumda girişme ihtimaliniz olan eylemlerin çoğu olası bir pandemi karşısında ihtiyatlı olmayacaktır.

Yavaşladığınızda varacağınız sonuçlara nüfuz edebilmek için müzakereci muhakemeyi verilerle birlikte kullanabilirsiniz. Keith Stanovich ve Richard West zihne olan ikili sistemler yaklaşımlarında buna System 2 adını veriyor. Şu an virüs ve ona nasıl tepki verileceği konusunda çok fazla bilgi dolaşıyor. Önemli kişisel ve ticari kararları vermeden önce bunları okumaya ve sindirmeye zaman ayırın. İnsanların önümüzdeki birkaç hafta veya birkaç ay boyunca gerçekleştirmesi gereken birçok eylem var. Bununla birlikte, harekete geçme kararı bir haber başlığı ya da tweet’e tepki olarak verilmemeli; müzakereye, verilere dayalı olarak makul biçimde düşünmeye ve uzmanlarla tartışmaya dayanmalı.

Aynı şey, harekete geçmemenin ve daha fazla veri beklemenin daha iyi olduğu hareketsizlik gerektiren durumlar için de geçerli. Stanovich ve West’in System 1’i mevcut motivasyon durumunuza yanıt veren hızlı ve sezgisel bir muhakeme sistemi. Bu hızlı yargılar genellikle eyleme geçmeye dair bir yanlılık içerir. Bu nedenle bu hızlı tepkilerin gerçekten güvenilir olduğundan emin olmak için yavaşlamanız gerekiyor.

Tüm bu yazdıklarımızın ortak paydası şu: Bir pandemi gibi nispeten yavaş gelişen varoluşsal kriz dönemlerinde içinize doğan hislerle harekete geçmektense karar alırken acele etmemek en iyisi. Bu tür hızlı eylemler kısa vadede bazı kaygılarınızı azaltabilir ancak çözdüklerinden fazla sorun yaratmaları olasıdır.

Kaynak: Harvard Business Review

Bunlar da hoşunuza gidebilir

Yorum Yazın

Secured By miniOrange