Mekânlar

Kadıköy’de bir kahve hikâyesi: Story Coffee

Bir pazartesi günü yolunuz Kadıköy Yeldeğirmeni’ne düşerse Story Coffee’ye uğrayın ve taze taze kavrulan mis gibi kahvenin kokusunu içinize çekerek, kahvenizi yudumlayın…

Story Coffee’nin kurucuları iki Amerikalı, kıtaları aşıp İstanbul’a yerleşmiş ve üç yıl önce Kadıköy Moda’da Story Coffee’yi açmışlar. İkinci şube de bir sene önce yine Kadıköy Yeldeğirmeni’nde kapılarını açmış. İyi kahveyi insanlarla buluşturmak, değerli ilişkiler kurulması için ilham vermek adına sevdikleri şeyleri yeniden yarattıklarını söylüyorlar: “Macera her yerdedir ve bizimki dünyanın bir ucundan diğer ucuna gelip yeni bir yerde yaşamak, keşfetmek ve iyi vakit geçirirken başkalarıyla hayatın güzelliklerini paylaşmak…”

Story Coffee’nin Yeldeğirmeni’ndeki mekânında buluştuğumuz barista Eylül Angın, patronundan aldığı barista eğitimiyle mesleğe başlamış. Kahvelerle ilgili bize ayrıntılı bilgiler veriyor, fotoğrafını çekeceğimiz kahveleri hazırlıyor. Bunları yaparken bir yandan da müşterilerin kahve taleplerini yerine getiriyor, gülümsemesini hiç eksik etmeden…

Marka aynı, konseptler farklı

Menüde yer alan tüm kahveler, standart bir puanlama sistemine göre 80 ve üstü puan alan ‘speciality coffee’lerden oluşuyor. Yeşil çekirdek olarak geliyor ve taze taze kendileri kavuruyorlar.

Kahve kavurma günleri pazartesi ama eğer fazla talep olursa salı günü de devam ediyor.

Peki bakalım hangi çekirdekler var? “Şu anda Kolombiya, Etiyopya, Brezilya, Kenya kahveleri var. Ama tabii kendi içinde bu çekirdekler de bölgesel olarak ayrılıyor. Bazı yerlerden birkaç farklı çekirdek olabiliyor. Dönemsel olarak farklı çekirdekler de geliyor.”

Türkiye’de yaşayan yabancılar, home ofis çalışanlar ve öğrenciler Story Coffee’nin müdavimleri arasında. Hatta ders verenler de oluyor. İki katlı mekânın alt katı etkinlikler için kullanılıyor, dileyenler kiralayabiliyor da. Mekânın arka bahçesi çok güzel, gizli bahçe demek daha doğru buraya.

Story Coffee’nin Moda ve Yeldeğirmeni şubeleri konsept olarak birbirine çok fazla benzemiyor. Moda biraz daha kış mekânı gibi, Yeldeğirmeni şubesinin ise daha ferah, aydınlık ve yazı çağrıştıran bir atmosferi var. Kahve kavurma işlemi Yeldeğirmeni’nde yapılırken, ana mutfak Moda’da. Günlük hazırlanan yiyecekler oradan geliyor.

Adını inciden alan kahve

“Etiyopya Suke Guji ve Pearl Bourbon en çok talep gören iki kahvemiz” diyor Eylül ve bu özel kahveler hakkında bilgi veriyor bize: “Etiyopya Suke, doğal üretilmiş bir kahve, güneşte kurutuluyor. 2100 metrede yetişen bir kahve çekirdeği. Tropikal meyveler ve çikolata bitişli. Pearl Bourbon ise yıkanmış bir kahve. Meyve aromaları ve karamel bitişle tat veriyor ama çekirdeği özel, çok daha küçük bir çekirdek. İsmi de bu yüzden inciden geliyor.”

Latte, flate white, cappuccino gibi sütlü kahvelere talep her zaman daha fazla. Espresso bazlı kahveler liderliğini koruyor, onları filtre kahveler izliyor… Soğuk kahveler de özellikle yaz aylarında çok tercih ediliyor.

Atıştırmalık ve tatlılar günlük hazırlanıyor

Moda şubesinde mutfak olduğu için kahvaltı ve yemek servisi de var. Ama Yeldeğirmeni’nde kahvenin yanında bir şeyler yemek isteyenler için seçenekler tatlı ve atıştırmalıklarla sınırlı. Siz öyle sınırlı dediğimize bakmayın; bacon’lar, cookie’ler, brownie’ler, elmalı yulaflı kekler, cheesecake’ler, san sebastian’lar oldukça iştah açıcı. Hepsi de günlük hazırlanıyor. “Cookie her yerde bulabilirsiniz belki ama bizimkinin tadı gerçekten farklı ve çok seviliyor” diyor Eylül. Zaten sabah gelen cookie’ler henüz öğlen olmadan neredeyse bitmiş. Sağlıklı beslenenler için granolalar, veganlar için yulaf sütü de bulunuyor. Yazın menüye çilekli limonata ekleniyor. Çayseverlere de duyuralım: Story Coffee’nin çay menüsü de oldukça zengin.

Önceki yazıSonraki yazı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir