Haberler

Salgın, tüketim ve yeme içme alışkanlıklarımızı değiştirdi

Yemeği dışarıda değil genellikle evde yiyor, market alışverişlerimizi internetten yapıyor, psikolojimizi sağlam tutmaya çalışıyoruz… Acıbadem Etiler Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Büşra Sübay, koronavirüs salgını ile birlikte hayatımızda nelerin değiştiğini ve bu değişikliklerle başa çıkabilmek için neler yapmamız gerektiğini anlattı…

Koronavirüs salgını 2020 yılında tüm dünyaya yayılarak olağanüstü bir durum yarattı. Ülkemizde de toplumun her kesimi bu durumdan farklı boyutlarda etkilendi ve halen etkilerini yaşamaya devam ediyoruz.

Virüsün etkilerini inkâr edip normal yaşantısını sürdürenler olduğu gibi, salgını tehlike uyaranı olarak gören ve sürecin belirsizliğiyle birlikte kendisini kaygı, korku, öfke gibi çeşitli duygular içerisinde bulanlar çoğunlukta. Kimi zaman kaygının hayatımızı ele geçirmesine izin vererek, günlük işleri yerine getirmekte zorlandık. Sanki bu süreç hiç geçmeyecek gibi hissettik, hepsi bir rüyaymış gibi geldi belki. Önlemler kapsamında evlere kapandık, temas ve fiziksel etkileşimi içeren sosyal hayatı bir süre durdurduk ya da kısıtladık.

Dışarıda değil evde yemeye başladık

Evde geçen vaktin artmasıyla birlikte tüm alışkanlıklarımız da değişti. Alışveriş merkezleri yerine açık havada sosyal mesafeye dikkat ederek buluşmalar yapılıyor. Mağazalardan alışveriş yerine, internet alışverişi her zamankinden çok tercih edilir oldu. Spor salonları yerine evde ya da açık havada spor yapmak revaçta. Çevrimiçi arkadaş toplantıları planlandı. Yeme içme alışkanlıklarımız da bambaşka bir hal aldı. Restoranların kapalı olduğu dönemde, dışarıda yemeyi sevdiğimiz yiyecekleri evde pişirmeyi denedik. Ünlü şefler sosyal medyada tariflerini takipçileriyle paylaştı. Mutfakla ilişkimiz arttı. Evde yemek pişirmekten keyif alanlar olduğu gibi, bu rutinden sıkılanlar da oldu. Favori restoranlara bir süre gidemedik. Halen gitmeye çekinenlerimiz var. Açık havada servis verebilen ve/veya kapalı ortamda sosyal mesafe kurallarına uyan, maske takma ve temizlik önlemlerine uygun hareket eden mekanların tercih edilmesi daha mantıklı olabilir.

Market alışverişlerini internetten yapıyoruz

İnsanlar dışarı çıkmamak için market alışverişlerini internet üzerinden yaptılar. Alabileceğimiz ürünleri paketli tercih etme eğilimi arttı. Meyve sebzeyi direkt üreticiden kargo firmaları aracılığıyla tedarik edenlerimiz var. Sokağa çıkma yasağı olan günler öncesinde marketlerde uzun kuyruklar, gıda ve temizlik maddelerini istifleyenler, market raflarını boşaltanlar haberlere konu oldu. Bazen korku ve kaygımız nedeniyle, “Ya evden çıkamazsak, markete gidemezsek?” gibi düşüncelerle aşırıya kaçtılar.

Hijyene ekstra dikkat etmemiz gerektiği her yerde konuşulur hale geldi. Temizlik ürünlerini daha sık kullanır ve satın alır olduk. Market ve dükkân girişlerinde ellerimizi dezenfektanla temizliyoruz.

Psikolojimiz nasıl etkilendi?

Hayatımız sanki ikiye bölündü: Salgın öncesi ve sonrası. Eskiden evden dışarıda bir yere dokunduğunda ellerini yıkamazsa hasta olacağını düşünen, markette aldıklarını paketli olsa dahi yıkamadan evine yerleştirmekten sıkıntı duyan, kaygılarını azaltmak için tekrar tekrar ellerini yıkamak zorunda hisseden, kapalı alanlarda panik belirtileri yaşayan kişiler, yardım almak için ruh sağlığı profesyonellerine başvurdu. Şimdiyse bunlar, yeni normalimiz haline gelen ritüellere dönüştü. Bazen bu davranışlarımızda aşırıya kaçabiliriz. Bu durumda, davranışlarımızın gerçekçi olup olmadığını gözden geçirmemiz uygun olacaktır. Bilim insanlarının önerilerini takip ederek temizlikle ilgili günlük uygulamalarımızı düzenleyebiliriz.

Korku ve kaygımızla nasıl baş edebiliriz?

İçinde bulunduğumuz günler, tüm belirsizliğiyle bizi duygudan duyguya sürüklerken, keyif aldığımız şeylerden de uzak kalmak, kimi zaman çökkün hissetmemize neden olabilir. Hali hazırda ruhsal sorunlar yaşayan kişilerde belirtilerin arttığı biliniyor. Tehlikede olduğumuz düşüncesi vücudumuzda değişikliklere yol açabiliyor. Uyku düzenimiz bozuldu, kalp atışlarımız hızlandı, huzursuz hissettik. Bütün bunlar aslında kaygının neden olduğu reaksiyonlar. Uyku düzenine dikkat etmek, çay kahve tüketiminde aşırıya kaçmamak, alkol alımını sınırlandırmak bu belirtilerin sıklığını azaltabilir.

Yapılan araştırmalarda salgının etkileri kısa vadede depresyon, panik bozukluk gibi ruhsal durumların daha sık görülebileceğini gösterdi. Salgının hayatımıza bir travma etkisi yaratabileceğini biliyoruz. Uzun vadede ise toplumda ‘Travma Sonrası Stres Bozukluğu’ görülme sıklığının artması bekleniyor. Bireysel anlamda ruh sağlığımızı koruyucu önlemlerin devreye girmesi çok önemli. Salgın sürecinde hayatımızı altüst eden belirsizlikle birlikte gelen kaygı, aslında kaçınmamız gereken bir durum değil. Kaygıyı ortadan kaldırmaktan çok, kaygıyı yönetmeyi öğrenmek işimize yarayacaktır. Tehlike gerçekten var, bu dönemde kaygılanmak oldukça normal. Ancak kaygımızı gerçekçi düzeyde tutmamız önemli. Örneğin bulaş korkusu nedeniyle markete gitmekten çekiniyor ve kaygılanıyorsak, yapmamız gereken alabileceğimiz tüm önlemleri alarak kurallara uygun şekilde hareket etmek. Markete gitmeden önce liste yapılmalı, haftalık ya da aylık ihtiyaçlar topluca alınmalı, markette el hijyenine dikkat edilmeli, sosyal mesafe kurallarına uygun hareket edilerek hızlıca alışveriş yapılmalı…

Kaygımızı yönetmenin ilk basamağı, kaygıyı fark etmektir. Yaşadığımız şeyin kaygı olduğunu anlamak, adlandırmak, hissettiğimizde bu duygularımızı kabul etmek işimize yarar. Salgın var, tehlike var. Dolayısıyla kaygı da var olacaktır. Böylece kaygımızın anlamlı olduğunu fark ederiz. Odağımız, yaşadığımız kaygının yarattığı tehlike algısından, salgının yarattığı gerçekçi olan tehlikeye dönecektir. Gerçekçi reaksiyonlar vermemiz ve önlemlerimizi alarak günlük hayatımızı sürdürmemiz kolaylaşacaktır. Bunu yapmadan kaygımızla baş edemeyiz.

Psikolojimizi sağlam tutmak için neler yapabiliriz?

Sosyal ilişkileri (fiziksel olarak mesafeli de olsa) sıkı tutun, sevdiklerinizle iletişim halinde olun.

Sevdiğiniz, size iyi geldiğini bildiğimiz hobilerinize, alışkanlıklarınıza vakit ayırın.

İmkân ve fiziksel sınırlarınız dahilinde bedensel aktiviteyi ihmal etmeyin.

Yalnızca haber kaynağından emin olduğumuz medya araçlarını takip edin.

Bazen tüm önlemlere rağmen kaygınız daha baskın hale gelebilir. Bu durumda ruh sağlığı profesyonelinden yardım almaktan çekinmeyin.

Dr. Büşra Sübay

Önceki yazıSonraki yazı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir