Nesiller boyu kahvenin adı: Kurukahveci Mehmet Efendi

by Basak Oksak

Bu topraklarda Türk kahvesi denilince ilk akla gelendir. Kaç nesil onunla alışmıştır kahveye. Kim bilir daha kaç neslin mutluluğunda, sevincinde, anılarında yerini alacak. Kurukahveci Mehmet Efendi dünden bugüne unuttuklarımızı hatırlatmaya devam edecek…

Türk kahvesi, 19’uncu yüzyıl sonlarına kadar çiğ çekirdek olarak satılıyor ve evlerdeki kahve tavalarında kavrulup el değirmeninde çekildikten sonra pişirilip içiliyordu. Babasının baharat ve çiğ kahve satan dükkânında çalışmaya başlayan Mehmet Efendi, 1871 yılında işin başına geçti; o zamana kadar çiğ çekirdek olarak sattıkları kahveyi, ‘kavrulmuş’, ‘öğütülmüş’ ve ‘paketlenmiş’ olarak tüketime hazır şekilde İstanbullulara sundu. Böylece İstanbul Tahmis Sokağı’nda taze kavrulmuş, mis gibi kahvenin kokusu çevreye yayılırken Mehmet Efendi, bu yenilik ve sağladığı kolaylıkla kısa sürede tanınarak ‘Kurukahveci Mehmet Efendi’ diye anılmaya başlandı.

Mehmet Efendi’nin 1931 yılında vefatının ardından, oğulları Hasan Selahattin, Hulusi ve Ahmet Rıza Beyler baba mesleğini sürdürdü. Aile, 1934 yılında ‘Kurukahveci’ soyadını aldı.

Kurum kimliği oluşturuluyor

Hulusi Bey (1904–1934), dönemin gelişen teknolojisinden yararlanarak toplu üretimi gerçekleştirdi.

1933 yılında, dönemine göre ilerici bir düşünceyle, işletmenin bir kurum kimliğine ihtiyaç duyduğunu fark etti. Türk grafik sanatının öncüsü İhap Hulusi Bey’e, tam 86 yıldır insanların zihninde yer eden, değerinden hiçbir şey kaybetmeden günümüzde de kullanılan logoyu hazırlattı.

Genç yaşta hayata veda eden Hulusi Bey’den sonra yönetimi, yurtdışında eğitim gören en küçük kardeş Ahmet Rıza Kurukahveci (1912–1985) devraldı. Dünyadaki gelişmeleri yakından takip eden Ahmet Rıza Bey, firmayı çağdaşlaştırma yönünde önemli adımlar atmaya başladı. Türkiye’de bir ilk gerçekleştirilerek, yağlı kâğıttan üretilen paketlere konulan kahveler, otomobillerle şehrin içindeki bakkallara dağıtılmaya başlandı. Ardından, İstiklal Caddesi’ndeki yeni şube hizmete girdi.

1934 yılında firmanın kahve dağıtımını yaptığı Opel marka kamyonet.

Ahmet Rıza Bey’in vefatından sonra, Mehmet Efendi’nin üçüncü ve dördüncü kuşaktan torunları markanın yönetimini devraldı. Günümüzde, 55 ülkeye Türk kahvesi ihracatı yapıyor ve 148 yıllık başarı hikâyesini devam ettiriyorlar.

1933 yılında Beşinci Yerli Mallar Sergisi’nde açılan stand.

Kurukahveci Mehmet Efendi markası, tüketiciler için ‘kaliteli ve nefis Türk kahvesi’ni sembolize ediyor. “Tüm kahveseverleri ürettiği nefis Türk kahvesi ile buluşturmak ve kaliteden ödün vermeden tüm dünyada geniş kitlelere Türk kahvesini tanıtmak” misyonuyla yola devam ediyorlar. Üretim sürecinde geliştirdikleri özel teknoloji ve metotlar, kalite için yaptıkları yatırım ve araştırmalarla, Türk kahvesinin farkını ve üstünlüğünü ortaya koyuyorlar. Kurukahveci Mehmet Efendi, her yaştan milyonlarca insan tarafından ‘bizden biri’ olarak kabul edilen markalardan…

Markalaşma yolunda adımlar

Kurukahveci Mehmet Efendi, Türkiye’de pek çok ‘ilk’e imza attı. Türk grafik sanatının öncüsü İhap Hulusi Görey tarafından 1933’te tasarlanan logo, sadece Kurukahveci Mehmet Efendi markasının değil Türk kahvesinin de simgesi haline geldi. Logonun; Türk kahvesinin kendine özgü kimlik ve geleneğinin günümüze taşınmasında büyük katkısı oldu.

Mimar Zühtü Başar ve Mehmet Efendi

Kurukahveci Mehmet Efendi aynı zamanda Türkiye’nin ilk reklamverenlerinden ve markalaşma yolunda adım atan ilk şirketler arasında yer alıyor. O yılların görsel dili reklam mesajlarıyla desteklenerek, grafik tasarımın, basılı reklamların, açıkhava reklam çalışmalarının ve POP malzemelerinin Türkiye’deki ilk örnekleri ortaya çıktı. 1933 yılında Yerli Malları Sergisi için tasarlanan stand, 1938’de kahve dağıtımı yapan Opel marka kamyonetin giydirilmesi, 1941’de ilk açıkhava reklam çalışması, 1930-1936 yılları arasında tasarlanan takvim altlıkları, 1933-1955 yılları arasında gazete ve dergi ilanları, markanın öncü uygulamaları arasında yer aldı.

Yepyeni, çağın gereklerine uygun ambalaj malzemeleri ve ideal sunum; 1993 yılında, tüm zamanları kapsayan bir görsel kimlik yenileme çalışmasıyla pekiştirildi. İhap Hulusi’nin hazırladığı amblem, ulusal ve uluslararası tasarım dünyasının önde gelen ismi Bülent Erkmen tarafından kurum ismiyle ilişkili yeni bir yapısal kurgu içine sokularak logolaştırıldı.

1871 yılından bu yana, kahve üretimine bir sanat gibi yaklaşan Kurukahveci Mehmet Efendi; bu zanaatı beraberindeki ustalık, bilgi, tecrübe ve inceliklerle babadan oğula, ustadan çırağa aktarmaya devam ediyor.

55 ülkede tüketiliyor

Türk kahvesinin en büyük temsilcisi Kurukahveci Mehmet Efendi, Türkiye dışında aralarında ABD, Rusya, Fransa ve Yeni Zelanda’nın da bulunduğu 55’i aşkın ülkede tüketiliyor.

Markanın başta Türk kahvesi olmak üzere, espresso ve filtre kahve çeşitleri özenle seçilen, yüksek kalitede Arabica türü çekirdeklerden üretiliyor. Çekirdeğin yöreye özgü aromasını ortaya çıkarmak için, özel tasarım kavurma makineleri kullanılıyor. Bu makinelerde yapılan işlem sırasında kahvenin kalitesi ve performansı en üst seviyeye çıkıyor. Böylece en ideal harman ve aroma profili oluşturuluyor. Geleneksel ustalık ve titizlikle, ileri teknoloji kullanılarak öğütülen ve paketlenen kahveler, özel ambalajları sayesinde aroma ve tazeliğini iki yıl boyunca koruyor.

5 sene kahve satışı yapılmadı

O günlerden bugünlere bu uzun ve başarılı yolculukta zorluklar da olmadı değil. 1955–1960 seneleri arasında, o dönem Tekel Genel Müdürlüğü tarafından yapılmakta olan çiğ kahve ithalatına beş sene ara verilmesi nedeniyle Kurukahveci Mehmet Efendi kahve satışı yapamadı. 1977–1982 seneleri arasındaki dövizsizlik nedeni ile yine çiğ kahve ithalatı yapılmadığı için kahve alanında faaliyet göstermedi. Ama her iki süreç de aile bireylerinin özverili davranışları ile atlatıldı ve başka bir mesleğe geçilmedi.

Yazı: Birgül Kopuz

Bunlar da hoşunuza gidebilir

Yorum Yazın

Secured By miniOrange