Haberler

Koronavirüs salgını bal ve propolise ilgiyi artırdı

Pandemi döneminde güçlü bir bağışıklık sisteminin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladık. Bağışıklığı güçlendirici ürünleri daha fazla tüketmeye başladık. Doğanın mucizevi besini bal ve arı ürünlerinin değeri çok daha iyi anlaşıldı, bu durum satışlara da yansıdı. Balparmak Ar-Ge ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlı, şartlar uygun olduğu takdirde bu yükselişin devam edeceğini söylüyor.

Başta bal ve propolis olmak üzere arı ürünlerinin bağışıklığı güçlendirici etkileri olduğu biliniyor. Balparmak Ar-Ge ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlı, bal ve propolisin faydalarını anlattı, arı ürünlerinin Türkiye ve dünya pazarındaki yeri hakkında bilgiler verdi…

Bal ve propolisin faydaları neler? Bu soruyu özellikle bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri açısından da yanıtlar mısınız? COVID-19 salgını yaşadığımız şu günlerde bağışıklık sistemi önem kazandı. Ne gibi faydaları var bize, bal ve propolisin?

Arı ürünleri başta doğal bal olmak üzere arı poleni, propolis, arısütü, apilarnil, arı ekmeği gibi takviye edici gıda olarak da bilinen sağlık faydalı ürünlerdir. Bu ürünlerin sağlık üzerindeki olumlu etkileri özellikle 2000’li yıllarda yoğun olarak başlayan bilimsel çalışmalarda belirtiliyor.

Doğal bal, uzun yıllardır sahip olduğu mikroorganizma gelişmesini önleyici etkisinden dolayı yaraların enfeksiyondan korunmasında ve tedavi edilmesi amacıyla kullanılıyor. İçerdiği mineraller, organik asitler ve antioksidan özelliğine neden olan fenolik bileşenlerden dolayı da bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi olduğu biliniyor. İçerdiği doğal şekerlerden dolayı önemli bir enerji kaynağı. Ancak kan şekerini yükseltici etkisi olarak tanımlayabileceğimiz glisemik indeks değeri orta seviyede. Bu değer, örneğin narenciye balında düşük olarak belirlenmiş.

Ayrıca balın içerdiği musilaj sayesinde mide ve bağırsakların iç yüzeyini kaplayarak; midede yanma ve şişkinlik, bağırsaklarda ise oluşumunu önlediği, hazmı kolaylaştırıp kabızlığı giderici etki yaptığı da belirtiliyor.

Propolisin bilimsel çalışmalarla kanıtlanmış sağlık üzerindeki en önemli etkileri; antimikrobiyal etkisi, antiviral etkisi, bağışıklık sistemi üzerindeki olumlu etkisi, antioksidan etki, antienflamatuar, mide ve bağırsak hastalıklarındaki olumlu etki, antikanser etki, cilt hastalıkları ve yaralara karşı iyileştirici olarak belirtebiliriz. Bu nedenlerden dolayı mikropları öldürücü, vücudun savunma elemanlarını uyarıcı etkileri ile soğuk algınlığından tutun kanserlere kadar geniş bir biyolojik etki yelpazesinde çocuk, yetişkin ve ileri yaşlarda koruyucu olarak etkisi biliniyor.

Yapılan araştırmalarla propolisin bakteri, mantar, virüs gibi farklı mikroorganizmalar üzerinde etkileri de kanıtlandı. Ağız ve boğaz enfeksiyonları, yaralar ve mide ülseri gibi mikroorganizma kaynaklı hastalıklar üzerinde propolisin olumlu etkilerinin de bu özelliğinden kaynaklandığı belirtiliyor. Bu özelliğine bağlı olarak antibiyotikle birlikte kullanıldığında tedaviye yardımcı olduğu ya da enfeksiyon riskini azaltarak antibiyotiğe gereksinimi en aza indirdiği vurgulanıyor. Propolis, antimikrobiyal ve antioksidatif özellikleri sayesinde bağışıklık sistemini destekliyor.

Balı arı ürünlerine alerjisi olanlar ve bir yaşından küçük bebekler tüketmemeli. Propolisi ise düşük tansiyon sorunu olan, organ transplantasyonu geçirmiş, propolise karşı alerjisi, propolis intoleransı veya kan pıhtılaşma sorunu olanlar dışında dört yaşında büyük olan herkes rahatlıkla kullanabilir.

Bal, zeytinyağı ile birlikte en çok tağşişin olduğu ürünlerin başında geliyor. Bal alırken nelere dikkat edelim, sahtesiyle gerçeğini nasıl ayırt edelim? Analiz edilmiş doğal ve sağlıklı balın özellikleri neler?

Maalesef tüketicinin balın gerçeğiyle sahtesini ayırt etmesi mümkün değil. Çünkü doğal olmayan bal renginden, kokusundan, tadından, kaşığa aldığınızda uzayıp uzamamasından, genzinizi yakıp yakmadığına bakılarak, suda çözülüp çözülmemesiyle ya da ateşe tutmakla, yanıp yanmamasıyla anlaşılamaz.

Balın genel kalitesini ve bu kapsamda doğal ve sağlıklı olup olmadığını anlamanın tek yolu var: Analiz! Arı doğası gereği 5 km yarıçapında uçmakta ve arı kolonisinin nektar, su ve polen toplayabileceği alan 80 kilometrekareyi kapsıyor. Bu kadar büyük bir alanı kontrol altında tutmak fiziki olarak mümkün değil. Bu nedenle balın cinsi, üretim metodolojisi ve sertifikasyon tipi ne olursa olsun (organik, süzme, petek, karakovan, pres balı) kapsamlı analizlerden geçmeden sağlıklı ve doğal olduğunun anlaşılması mümkün değil.

Arı ürünleri tüketimi konusunda Türkiye ne durumda? Dünyayla kıyaslarsanız nasıl bir tabloyla karşı karşıyayız?

Dünyada kişi başı yıllık bal tüketimi 600-650 gr, Türkiye’de ise yaklaşık 400 gram.

Arı ürünleriniz hangileri?

Ürün gamımızda süzme çam ve çiçek balları, monofloral ballar, yöresel ballar, doğal bal ve arı ürünlerinden oluşan arı ürünleri karışımı ve doğal bal, arı ürünleri ve fitoterapi ürünlerinden oluşan farklı fonksiyonel özellikte olan Apitera serisi, TÜBİTAK destekli projemizde geliştirdiğimiz özel bir teknikle ürettiğimiz saf yerli propolis ve sudan oluşan su bazlı propolis ürünümüzün yanı sıra tamamen doğal bileşenlerden oluşan tatlı sürmelik kahvaltılık ürün çeşitlerimiz olan fındıklı ve fındıklı kakaolu Ballı Mix ürünlerimiz yer alıyor.

Türkiye’de üretilen arı ürünlerine yurtdışı pazarda ilgi nasıl? En çok hangi ürünler tercih ediliyor ve hangi ülkelere ihracat yapılıyor?

Balparmak olarak bugün Türkiye’nin en büyük markalı bal ihracatçısı konumunda yer alıyoruz. Almanya, Avusturya, Hollanda, Belçika, Fransa, İngiltere, Çin, Azerbaycan, Singapur, Japonya gibi ülkelere ihracat yapıyoruz.

Çam ve çiçek ballarımızın yanı sıra ApiteraZen, ApiteraUp ve ApiteraMind, Katla Balla ve BallıMix ürünlerimizi yurtdışında da tüketicilerle buluşturuyoruz. Avrupa’da lokal ve gurme ürünler satan marketlerin yanı sıra artık zincir marketlerin raflarında da yer alıyoruz.

Pandemi, dünya ve Türkiye’de bal sektörünü nasıl etkiledi?

Koronavirüs vakalarının ülkemizde görülmeye başladığı günden itibaren bal ve özellikle propolis gibi bağışıklık sistemine destek sağlayan doğal ürünler yoğun ilgiyle karşılandı. Aslında arı ve arı ürünleri ile tarımda sürdürülebilirlik her zaman en önemli konular arasında yer alıyor. Ancak koronavirüs salgını sürecinde insanların dikkati bu konuya daha fazla yöneldi. Özellikle doğanın mucizevi besini bal ve arı ürünlerinin değeri çok daha iyi anlaşıldı, bu durum da satışlara yansıdı. Üreticiler de bu durumdan memnun. Şartlar da uygun olduğu takdirde sektörün bu yükselişi sürdüreceğini düşünüyoruz. Arıcılar da verilen izinler neticesinde üretimlere devam ediyor, bu anlamda da üretimde bir sıkıntı yaşanacağını düşünmüyoruz.

Balparmak Arıcılık Akademisi’nin faaliyetlerinden de kısaca bahseder misiniz?

Ülkemizde arıcılık, bir ‘ata mesleği’ olarak icra ediliyor. Ancak genç nesil, baba mesleğini sürdürmek için pek de istekli değil. Kadınlar da bu mesleğe yönelmiyor.

Bu durumun arıcılık mesleğinin sürdürülebilirliğine ve katma değerli olan arısütü, arı poleni, propolis üretimine olumsuz etki yapabileceği düşüncesinden hareketle 2018 yılında Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) katkılarıyla Balparmak Arıcılık Akademisi’ni kurduk. Hedefimiz, arıcılık mesleğinin sürdürülebilirliğine katkı sağlamak için kırsal kalkınma bölgelerindeki kadınları ve gençleri sektöre kazandırmak. Balın yanı sıra arısütü, polen, propolis gibi katma değerli arı ürünleri üretiminin artırılmasına destek olmak…

Eğitimlerimize 2019 Aralık ayında, Muğla Ula’daki yerleşkemizde başladık. Arıcılık Akademisi’nde, koloni yönetimi, arı hastalıkları, arı ürünleri üretimi, arıcılık ekipmanları gibi birçok farklı konuda akademisyenler eşliğinde eğitim veriyoruz. Sınıf eğitimlerimizle eşzamanlı olarak, gezici eğitim aracımızla köy ziyaretlerinde de eğitimlerimize devam ediyoruz. Bal ve katma değerli arı ürünlerinin üretimini uygulamalı olarak gösteriyor, mevcut arıcılarımızın da bilgilerini güncellemeyi amaçlıyoruz. Balparmak Arıcılık Akademisi web sitesi üzerinden verdiğimiz uzaktan eğitimlerle ise isteyen herkese arıcılık konusundaki temel bilgilere her zaman ulaşma imkânı sunuyoruz. Uzaktan teorik ve uygulamalı eğitimleri başarı ile tamamlayan ilk 100 kadın ve 45 yaş altı genç katılımcıya; arıcılık mesleğine ilk adımı atmalarına katkı sağlamak amacıyla iki adet arılı kovan veriyoruz.

Önceki yazıSonraki yazı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir