Arzum Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kolbaşı: “Türk kahvemizi dünyaya tanıtabilirsek hepimiz kazanırız”

by Mithat Sahin
Murat Kolbaşı

Murat Kolbaşı

50 yıldır Türkiye’de birçok ilke imza atan ve hemen her eve girmeyi başaran Arzum, Türk kahvesi kültürünü dünyaya yaymak üzere global bir misyonu da yerine getiriyor. Markanın Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kolbaşı, “Biz tüm ritüelleri ile birlikte kahvemize sahip çıktıkça, gerekli farkındalıkları yarattıkça dünyada da değeri artıyor” diyor.

Röportaj: Birgül Kopuz

Tost makinesi, ekmek kızartma makinesi, mutfak robotu, meyve sıkacağı, çay ya da kahve makinesi… Pek çoğumuzun mutfağında ya da çocukluk anılarında Arzum imzalı bir mutfak aleti vardır. 1966’da yerli bir marka olarak doğan Arzum, 50 yıldır Türkiye’de hemen her eve girmeyi başardı. Bu yarım asırlık yolculukta küçük ev aletleri sektöründe Türkiye’de birçok ‘ilk’e de imzasını attı. 1967’de Türk malı ilk ütüyü, 1968’de ilk mekanik süpürgeyi, 1991’de ilk mutfak robotunu, 2003 yılında ise ilk elektrikli cezveyi üretti.

Bu kadarla da kalmadı, tasarladığı ürünlerle, yerel ve uluslararası birçok prestijli ödüle layık görüldü. Arzum, 2014 yılında doğrudan fincana servis özelliğiyle bir ilk olan Arzum Okka Türk kahvesi makinesini yurtiçi ve global pazara sundu. 2015 yılında dünyadaki devlet destekli ilk ve tek markalaşma programı olan ‘Turquality’ kapsamına alınan Arzum, Okka’nın başarısı ile Türk kahvesi kültürünü dünyaya yaymak üzere global bir misyonu da yerine getiriyor.

Arzum Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kolbaşı’nın adeta bir kahve müzesini andıran ofisinde, bol köpüklü Türk kahveleri eşliğinde kahve kültürünü, Türk kahvesinin geleceğini konuştuk.

Yarım asırlık bir marka Arzum. 1966’da başlayan hikâyeyi kısaca sizden dinleyelim mi?
1966 yılının temmuz ayında Arzum’un marka tescili yapıldı. Ben de aynı yılın kasım ayında doğmuşum. Dolayısıyla ikimiz de aynı yaştayız. Babamın ve iki amcamın birlikte kurduğu bir şirket. İlk kuşağı kaybettik maalesef, şu anda yönetim ikinci kuşakta. Ben 1988’den yani 22 yaşından beri operasyonun içerisindeyim.

Kaç çeşit Türk kahvesi makineniz var?
Türk kahvesi dışında da birkaç ürünümüz var ama onları gelen talepler doğrultusunda üretiyoruz. Ana kategori olarak Türk kahvesi ürünlerimiz mevcut. 2002’de ilk ürettiğimiz Türk kahvesi makinesi elektrikli, kablosuz bir cezveydi. Fazla yer kaplamasın, seyahatlerde de taşınabilsin diye sapı katlanabilen, kapaklı, pratik bir üründü. Farklı renklerini üretmiştik ama en çok beyaz rengi talep gördü. Eskiden beş yıldızlı otellerde bile bu elektrikli cezvelerin ucuz versiyonları bulunurdu. Fişe takınca çarpan, metal kaşığı sokunca patlatan… Ama bizim ürettiklerimizde bu sorunların hiçbiri yaşanmadı. Çok rahat üç fincan kahveyi pişiren, standartlara uygun, dünyanın her yerinde satılabilecek bir üründü. Ve bize başarıyı getirdi.

Nereden çıkmıştı bu fikir peki?
Çıkış fikrini şöyle anlatayım… Bir gün yabancı misafirimizle birlikte lüks bir restorana yemeğe gittik. Yemekten sonra Türk kahvesi içmek ve misafirimize de ikram etmek istedik. Ama mutfak uygun olmadığı için Türk kahvesi yapamadıklarını söylediler. Fakat espresso, cappuccino gibi kahvelerden istersek yapabiliyorlardı; çünkü onların makinesi vardı. Mutfaktaki ocaklar Türk kahvesi pişirmek için uygun değildi. Diğer ucuz plastik makineler de sorun çıkardığı için kullanılmıyordu. İşte orada kullanılışlı ve pratik bir elektrikli cezve üretme fikri aklımıza geldi.

Ürünümüz ilk çıktığında diğer plastik olanlara göre 5-10 misli pahalıydı. İlk başta herkes bu fiyata satılamayacağını söylese de hem restoranlarda hem evlerde yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Tabii o günlerden bugünlere daha da geliştirerek elektrikli cezveyi üretmeye devam ettik.

Kendi kendini temizleyen makine Ardından da Arzum Okka geldi sanırım. O ne zaman katıldı aileye?
Arzum Okka 2014’te ürün ailemize katıldı. Türkiye pazarından daha çok dünya pazarında talep gören bir ürün haline geldi. Okka, ticari işletmeler için oldukça pratik bir kullanım sağlıyor. Arkasında bir su tankı var ve gerekirse oraya bir pompa konuluyor, damacanadan su çekilebiliyor. Kendi kendini temizleme özelliği var. Ayrıca web uyumlu bir makine. Bir sim kart takılarak günün sonunda kaç adet Türk kahvesi yaptığınızı rapor veriyor. Aynı zamanda ürün bulunduğu adresteki hatayı bildirebiliyor. Cihaz arızalandığında hemen bize mesaj geliyor ve çok çabuk müdahale edebiliyoruz. Bu özellik, zamanla yarışan işletmelere zaman kazandırıyor. 2016 Aralık ayında da Arzum ailesine Okka Minio katıldı. Onun da yaklaşık 8-9 rengi var. Her iki Okka’nın toplam satışı Aralık 2014’ten bugüne kadar çeyrek milyon doları buldu.

Türk kahvesi, UNESCO tarafından Türkiye’ye ait bir kültürel değer olarak tescil edildi.

Türk kahvesi, UNESCO tarafından Türkiye’ye ait bir kültürel değer olarak tescil edildi.

Türk kahvesi kültürel mirasımız
Yurtdışından gelen talepler nasıl? Dünya pazarında nerede Arzum?

Toplam 32 ülkeye ihracat yapıyoruz. Şunu söyleyebilirim ki, öncelikli olarak kültürümüze hizmet eden ve hayatımızı kolaylaştıran ürünler dünyada kabul görüyor. Türkiye pazarı zaten Arzum’u kabul etti ama dünyada Türk kahve makinesini sattırabilmek çok daha önemli ve büyük bir başarı bizim için.

Dünyada 30 milyon adet kahve makinesi satılıyor, Türk kahve makineleri toplamda 2 milyon adedi zor buluyor. Yani önümüzde daha uzun bir yol var.

2008 yılında Türk Kahvesi Kültürü ve Araştırmaları Derneği’nin yönetim kuruluna girdim. Yaptığımız çalışmalarla UNESCO’ya gittik. 2013 Aralık ayında UNECSO Türk kahvesini ‘Somut Olmayan Kültürel Miras’ kategorisinde, Türkiye’ye ait bir kültürel değer olarak tescil etti. Bu, UNESCO’nun sıvı içecekler grubunda tescil ettiği ilk üründü. Tüm bu gelişmeler, Türk kahvesinin dünyaya tanıtılması adına çok önemli. Biz tüm ritüelleri ile birlikte kahvemize sahip çıktıkça, gerekli farkındalıkları yarattıkça dünyada da değeri artıyor. ‘Turkish coffee’ denildiğinde ve onunla bağlantılı bir ürün sunulduğunda daha çabuk kabulleniliyor. Çünkü senin kültürünün markası ve senin hikâyen. Bu da markaya değer katıyor.

Kahveyle ilgili yeni ürünler var mı sırada?
Evet, sırada kahve değirmeni var. Kahve değirmeni denilince Mısır çarşısında satılan pirinç kahve değirmenleri geliyor aklımıza. Biz bunun biraz daha modernini, 2018 versiyonunu üretmeyi planlıyoruz. Önce manüel, sonra da elektrikli olanını yapacağız. Aslında Türk kahvesi denilince ekipman olarak aklınıza ne geliyorsa üretmek istiyoruz.

Hızlı ve pratik cezveler Kahve kategorisinde toplam kaç çeşit üründen söz ediyoruz?
Okka ailesinde iki farklı ürünümüz var, elektrikli cezve olarak ilk günden bu yana plastik ve metal olarak 10 çeşit cezve modelimiz mevcut ve bunların altı tanesi satışta.

“Türk kahvesi ille de bakır cezvede, kömür ateşinde, ağır ağır pişmeli” diyenlere ne dersiniz?
Bizim buna bir itirazımız yok. Yeter ki kültürümüze sahip çıkalım. Bırakalım isteyen o ritüeli sürdürsün, bakır cezvede yapsın. Ama vakti olmayan da kahve makinesi kullansın. Yurtdışından pek çok danışmanla çalıştık, çalışıyoruz. Örneğin Almanya’dan gelen bir danışmanımızın söyledikleri çok önemliydi: “Dünyada kahve sektöründe olup da Türk kahvesini bilmeyen kimse yoktur. Peki neden dünyaya yayılmadığının farkında mısınız? Çünkü Türk kahvesini insanların yaşam alanlarında rahatlıkla içebilmeleri için gerekli hamleleri yapmadınız.”

1900’lü yılların başında İngilizlerin ürettiği ‘kettle’ sayesinde elektrik olan her yerde tüm sıcak içecekleri içebiliyoruz. 1920’lerde Almanlar bugün kullandığımız kâğıt filtresini icat ediyor. İtalyanlar, 1940’larda elektrikli espresso makinesi yapıyor. Derken kapsül kahve makineleri ile daha da hızlı tüketim sağlanıyor. Ama Türk kahvesine baktığımızda ne kadar geride kaldığımızı görüyoruz. Bugünkü koşturmalı, yoğun tempolu iş hayatında, nerede durup mangal ateşinde Türk kahvesi yapacağız? Bu, pek gerçekçi değil. Evinizde ya da işyerinizde, yani yaşam alanınız içinde istediğiniz zaman kolayca Türk kahvesi içebilmenizi sağlayacak makineler üretiyoruz. Üstelik kendi kendini temizleme özelliği de var.

Türkiye pazarında en çok satılan ürününüz hangisi?
Tüm zamanların en çok satılanı elektrikli cezvemiz yani Arzum Mırra. Dünya pazarında ise Okka. Üretilen Okka’nın yarıdan fazlasının yurtdışına satıldığını söyleyebilirim. Suudi Arabistan ve Ortadoğu ülkeleri başı çekiyor. Osmanlı’nın dokunduğu ülkelerde yaşayan insanlar için Türk kahvesi aşina oldukları bir lezzet, bu yüzden de ürünlerimize talep daha fazla. Almanya ise hem orada çok sayıda Türkiyeli vatandaşımızın olması hem de kahveye olan ilgilerinden dolayı bizim için önemli bir pazar. Ayrıca Okka ve Minio’nun uluslararası teknik başarı ve tasarım ödülleri olduğunu da belirteyim.

Türkiye pazarı zaten Arzum’u kabul etti ama dünyada Türk kahve makinesini sattırabilmek çok daha önemli ve büyük bir başarı bizim için.

Türkiye pazarı zaten Arzum’u kabul etti ama dünyada Türk kahve makinesini sattırabilmek çok daha önemli ve büyük bir başarı bizim için.

Sizin kahveyle aranız nasıl, günde kaç fincan içersiniz?
Kahve makinesini denerken günde 10- 12 fincan içtiğim olmuştu. Ama normal şartlarda üç fincandan fazla içmem. Kahveyi genelde öğle yemeklerinin ardından içmeyi seviyorum.

Türk kahvesi dünyaya açılmalı Türk kahvesini dünyaya tanıtmak ve sevdirmek için neler yapılabilir sizce?
Eğer Türk kahvesini dünyaya tanıtabilirsek bundan herkes kazanacak. Örneğin kahveyi içtiğim şu değerli porselen fincanları üreten firma… Bu Türk fincanları dünyada kullanılmaya başlanacak. Türk kahvesi diğer tüm kahvelerden farklı olarak daha ince çekiliyor. Bu kahveyi üreten firmalar, çekirdekleri bu kadar ince çekebilen tüm değirmenciler… Yanında lokum ve su geliyor. Lokumcularımız, o küçük su bardaklarını üreten firmalarımız… Herkes kazanacak… Türk kahvesi ile birlikte tüm bu ürünler dünya pazarında talep görecek. Ayrıca benim şöyle bir önerim var; yurtdışında herhangi bir ülkeye gittiğinizde, yemek yediğiniz restoran ya da kafelerde mutlaka garsondan bir Türk kahvesi isteyin. Muhtemelen yapmıyoruz diyecektir ama olsun, kulağında yer etsin. Biz neden espresso’yu raflara koyduk; çünkü talep geldi. Aynı şeyi yani farkındalık yaratmayı Türk kahvesi için de yapabiliriz.

Neden Türk kahvesini biraz daha çeşitlendirmeyelim, farklılaştırmayalım. Bu konuda İtalyanları örnek alabiliriz. Neden sütlü Türk kahvesi olmasın mesela?
Çocukken pek çoğumuz içiyorduk değil mi? Bir espresso’dan 10-12 farklı kahve çıkabiliyor. Neden Türk kahvesinde bunu yapmayalım? Kakuleli, damla sakızlı, karamelli, çikolatalı… Bu çeşitleri artırarak devam edebiliriz.

Üçüncü dalga kahve trendi konusunda ne düşünüyorsunuz?
Kahve adına yapılan her şeye sonsuz saygım var. Kahve kültürünün gelişmesi sonuçta Türk kahvesine hizmet ediyor. Kahve çekirdeğinde 800 farklı tat var. Siz muhtelif yöntemlerle bu 800 tattan bazılarını yakalıyor ve çok seviyorsunuz, tekrar içmek istiyorsunuz. İlle de Türk kahvesi içmeniz gerekmez, yeter ki kahve hayatınıza girsin ve daha fazla yer kazansın. Bu yerin içinde Türk kahvesinin payı da elbette artacak. Örneğin Çin’de kahve pazarı yüzde 20 büyüyor. Eğer o pazara girip Türk kahvesini konumlarsanız, buradan siz de bir pay alırsınız. Rakiplerin gelmesi pazarın büyümesini sağlar. Bu nedenle de üçüncü nesil kahveye sıcak bakıyorum. Kahvenin dergisine, kitabına, toplantısına, her türlü gündeme gelmesine de…

Bunlar da hoşunuza gidebilir

Yorum Yazın

Secured By miniOrange