Haberler

Mutfağın leziz minikleri: mikro filizler!

Lezzetleri ve zarif görünümleriyle son zamanlarda mutfaklarda daha sık yer bulmaya başlayan mikro filizleri biraz daha yakından tanımaya ne dersiniz? İşte tadı pancara benzeyen kırmızı amaranttan tatlı yapımında dahi kullanılabilen şeker otuna, boyutu küçük tadı büyük mikro filizler…

Sebze, baklagiller gibi tohumların sıcak ve nemli ortamda yalnızca birkaç gün içinde filizlenerek yeşermesine mikro filiz deniliyor. Bitkinin kök hali olduğundan olgunlaşmış haline göre çok daha yüksek besin değeri barındıran mikro filizler, geçmişten günümüze sağlık ve şifa kaynağı olarak kullanılmalarının yanı sıra yoğun lezzetleriyle de mutfaklarda sıklıkla tercih ediliyor.

Turptan bezelyeye, kişnişten soğana pek çok bitki, mikro filiz olarak da satışa sunuluyor veya evlerde yetiştiriliyor. Hem çiğ hem de pişmiş olarak yemeklere sihirli bir dokunuş katan mikro filizlerin özellikle gastronomideki kullanımlarının artması, bu bilinirliğe önemli bir katkı sundu. Peki, hangi mikro filiz hangi yemeklerle kullanılıyor, hangisinin tadı acı, hangisi şeker yerine kullanılabilecek kadar tatlı? Metro Türkiye, gastronomi tutkunları için mikro filizlerin özelliklerini sıraladı.

Bezelye filizi: Şeker bezelyeyi andıran tadıyla yemek tariflerinde bezelyeye alternatif olan bu filizin en karakteristik özelliği, sıra dışı ve dekoratif görünümü. Tatlı bir lezzeti olan bezelye filizi, bu sayede acı ve keskin yemeklerin tatlarını da hafifletiyor. Bezelye filizi aynı zamanda, sıcak ve soğuk yemeklerden salatalara pek çok lezzete yeni bir yorum getiriyor.

Kırmızı amarant filizi: Vitaminler ve besleyici mineraller bakımından son derece zengin olan kırmızı amarant filizi, aromasıyla da çok yönlü bir ürün. Ispanak ve kırmızı pancar tatlarını anımsatan amarant filizi, balık ya da et yemekleriyle kullanılırken dekoratif görünümüyle de salatalara çok yakışıyor.

Turp filizi: Kaiware olarak adlandırıldığı anavatanı Japonya’da çok popüler olan turp filizi, keskin ve leziz bir turp tadına sahip. Ton balığı, somon, uskumru gibi balıkların yanında tüketilen turp filizi, salatalara da bir tutam atılabilir. Japonya’ya özgü yemeklere ilgi duyanların da mutfaklarından turp filizini eksik etmemelerinde fayda var.

Kişniş filizi: İçinde kişniş tadının yanı sıra taze narenciye tadını da barındıran bu filiz, özellikle tropikal meyvelerle yapılan tatlılarda denenebilir. Çorbalar ve salatalara da mükemmel bir uyum sağlar. Hint mutfağına ilgi duyanlar, kişniş filiziyle yerel lezzetlere benzer tatlar yakalayabilir. Kişniş filizinin tercih edilmesinde tadının yanı sıra sağlığa olan faydalarının da büyük etkisi bulunuyor.

Kırmızı perilla filizi: Kırmızı renk yemeklere güzel bir dekor verir ancak aynı zamanda tat verenini bulmak her zaman kolay değil! Kimyonu andıran bir tada sahip kırmızı perilla filizi ise mantar yemeklerinden çorbalara, peynirden kuşkonmaza, et suyundan çiğ balıklara kadar pek çok lezzete çok yakışıyor.

Şeker otu filizi: Şeker otunun adı, bal aroması ve tatlı lezzetinden geliyor. Özellikle ABD ve Japonya’da şekere doğal bir alternatif olarak kullanılan bu filiz, tatlılar, hamur işleri, beyaz peynir, doğranmış meyve ve süzme yoğurtla birlikte tüketiliyor. Yoğun tatlı aroması ayrıca, ekşi ve acı tat kırılımlarını da dengeliyor.

Roka filizi: Taze roka tadının yanı sıra baharatlı nohut tadını da barındıran roka filizini, son derece baskın tadı nedeniyle dikkatli kullanmak gerekiyor. Roka filizinin ince yaprakları dekorasyon için çok uygun. Çiğ olarak salatalar, patates püresi, carpaccio, pişirerek ise makarna sosu, jambon, peynir, krema ve arpacık soğanı ile tüketilebilir.

Kırmızı turp filizi: Koyu kırmızı rengiyle birçok yemeğin tamamlayıcısı olan turp filizleri, biftek ya da ton balığı gibi yağlı yemeklere baharatlı bir tat veriyor. Zeytinyağlılar ve mezeler için iyi bir eşlikçi olan bu filiz, siyah turp tadına benzer lezzetiyle salata malzemeleri için de iyi bir alternatif oluşturuyor.

Soğan filizi: Hafif sarımsak ve soğan tadının bir filizde buluştuğu bu lezzet, et, balık ve sebze yemekleri ile uyum sağlıyor. Tepesindeki siyah nokta şeklindeki tohum kabuklarıyla farklı bir görüntüsü olan soğan filizi, özellikle Çin mutfağını sevenlerin ilgisini çekiyor. Diğer ilgi çekici yanı ise ısıtıldığında tepesindeki tohum kabuklarının tıpkı kavrulmuş gibi gevrek ve leziz bir tada bürünmesi.

Fesleğen filizi: Başta İtalya mutfağı olmak üzere Akdeniz mutfağı ile özdeşleşen bu lezzet aslında dünya genelinde yaygın olarak kullanılıyor. Fesleğen filizi, taze ve koyu fesleğen tadında ve özel kalitesiyle alışık olunan fesleğenden ayırt edilemiyor. Dana, kuzu ve tavuk yemeklerinin yanı sıra, salatalar ve sebze yemeklerine de leziz bir dokunuş katıyor.

Deniz börülcesi: Filiz halinde olduğu için tümü yenilebilen deniz börülcesi, haşlamaya gerek olmadan taptaze kullanılabilir. Hafif tuzlu tadı ve gevrekliğiyle başta balık olmak üzere tüm deniz ürünlerine enfes bir tat katıyor. Hatta bu tadı sayesinde bir nevi tuz olarak kullanılarak tabakta diğer ürünlerin daha az tuzla hazırlanmasına da olanak tanıyor.

Maydanoz filizi: Batı Avrupa ile tanışması Romalılar zamanına kadar uzanan maydanoz filizi, ince yapısından dolayı geleneksel maydanoza göre damakta daha hoş bir tat bırakıyor. Genellikle taze tüketilen bu filiz aynı zamanda, çorbalar, et, balık ve kümes hayvanlarıyla hazırlanan yemeklerde garnitür ve baharat olarak tercih ediliyor.

Hardal filizi: Hafif hardal ve karnabahar karışımı bir tada sahip olan hardal filizi, et ve balıkla yapılan yemeklere lezzet katıyor. Farklı türlerdeki lahana ve patateslerle de değişik kombinasyonlar oluşturan hardal filizi, kendine özgü rengiyle dekor için de sıklıkla tercih ediliyor. Bununla birlikte gerçek hardal alerjen olarak bilinirken hardal filizi, alerjik reaksiyona neden olan bir madde içermiyor.

Önceki yazıSonraki yazı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir