Haberler, Süreyya Üzmez

Midyeler temize çıktı

Midyelerin doğal yaşam alanı denizleri kirlettik, şimdi de midyenin sağlığımıza zararlı olup olmadığını tartışıyoruz. Peki bu lezzetli deniz kabuklusundan mahrum mu kalalım? Hangi midyeleri nasıl tüketelim?

Sahil kentlerinde yaşayanlar o kadar şanslılar ki, denizlerdeki protein kaynaklarına çok yakınlar. Midye, Tanrı’nın bize sunduğu, elinizi uzattığınızda iskeleden bile toplayıp bedava erişebileceğiniz bir nimet.

Çoğumuzun severek tükettiği deniz ürünlerinden birisidir midye. Besleyicidir, kalsiyum, selenyum, demir, magnezyum, fosfor ve pek çok vitamin yönünden zengin olduğu kadar yüksek oranda omega 3 yağ asitlerine de sahiptir.

Çocukluk yıllarımdan bu yana tükettiğim midyenin bolluğuna şükreder, “Herhalde Tanrım hiç parası olmayanlara aç kalmaması için midyeyi yaratmış” derdim. Çıplak ayakla midye tarlalarının üzerinde dolaşırken çoğu kez ayağımın kesiklere uğradığı ya da midye tarlalarının aralarında yaşamını sürdüren deniz kestanelerinin topuğuma dikenlerinin saplandığı ve bir daha da ayakkabısız ya da paletsiz oralarda dolaşılmaması gerektiği her zaman anılarımda saklıdır.

Öyle lüks kap kacağa da gerek yok. Yarım metre suya girip elinizle topladığınız midyeleri tenekenin içine bırakın. Deniz suyunu doldurup taşların üzerine yerleştirin tenekeyi. Etraftan topladığınız çalı çırpıyı yakın. Su kaynamaya başlayınca midyeler açılacaktır. Sakal dediğimiz sert kısmını midyenin keskin kenarıyla kesip etini çıkarın. Üzerine limon sıkıp, saymadan doyasıya yiyin.

TEMİZ SUDA SORUN YOK

Denizlerde yaşayan hiçbir canlı suçlu değil. Denizleri biz kirlettik. Midyelerin hiç suçu yok!

Midyeler öteki yumuşakçalardan farklı olarak deniz suyundan sadece oksijeni almakla kalmazlar, suyun içindeki gıdaları da süzerler. Dolayısıyla çevrelerindeki suyu da temizlemiş olurlar. Eğer deniz temiz ise zaten sorun yok, üzerinden hızlı akıntının geçtiği midye tarlası pırıl pırıldır. Ağır metaller kirli sularda birikir. Midye içine çektiği parçacıklardan sindiremediklerini tekrar dışarıya atar, denizden çıkarıldıktan sonra kısa sürede ölür ve çok çabuk bozulur.

İngilizler, Almanlar, Fransızlar sadece içinde ‘r’ olan aylarda midye, istiridye gibi kabuklu deniz ürünlerinin yenmesi gerektiğini söylerler. Yani may, june, july, august (mayıs, haziran, temmuz, ağustos) aylarında denizlerde üreyen zehirli yosun türlerinin bulaştığı midyeler bağırsak rahatsızlıklarına yol açar, daha ağır durumlar da olabilir. Mayıstan eylüle kadar yenmemesi tavsiye edilen midyeler ülkemizde en çok bu aylarda açık tepsilerde satılır!

DEMİRLERE YAPIŞIKLARDAN UZAK DURUN

Taş ve tahta iskelelere yapışık midyeleri çekinmeden yiyebilirsiniz ama demir iskelelere yapışık olanları yemeyin. Kabukları kırık, üzerinde deniz kokusunun rayihası kalmamış, kabukları açık midyeleri satıcıdan almayın. Güvenli firmalardan dondurulmuş almanın sakıncası yok, ancak çözüldükten sonra bir defada tüketin, çözdüğünüz midyelerin bir kısmını ayırıp tekrardan buzdolabında +5 derecede bekletmeyin. Buzluktan ihtiyacınız kadar alarak +5 dereceye koyun.

ÇİFTLİK ÜRETİMİ KURTARICI

Belçika’nın başkenti Brüksel’de ünlü Grand Place’in etrafında onlarca midye dükkânı var. Ne zaman önünden geçsem hepsi dolu. Garsonların çoğu Türk, en ünlüsü Chez Leon. Bir arkadaşım Türkiye’ye şubesini açacaktı. “Ülkemizde deniz kabuklularının yıllık kişi başı tüketimi 1 gramı bile bulmuyor. Sadece kara midye 27 – 30 gram civarında. Dolayısıyla öyle bir markanın tutma şansı yok” diye arkadaşımı vazgeçirdim.

2002 yılında Trilye’yi yeni açtığımda Fransa’dan uçakla gelen canlı istiridyeleri servise sunuyordum. Bir yıl içinde 35 bin TL’lik istiridyeyi çöpe attım. Canlı canlı sunmak istiyordum. Birkaç deneme… Sonuç hüsran… Ölenleri çöpe atıyordum. Çünkü öldükten sonra yemek büyük risk.

Son yıllarda midye tüketiminde artış var. Üreticiler için optimum nokta geçildi. Dolayısıyla çiftlik üreticileri bu işe dört elle sarıldı.

İki hafta önce Bandırma’ya Fox TV’deki program için çekim yapmaya gittim. Kapıdağ Yarımadası’nda rüzgâra açık, temiz bir bölgede Volkan Ertaş ve Umut Çakmak isimli girişimciler midye çiftliği kurmuşlar. Dalgıçlar, mühendisler iş başında. Her şey kontrol altında. O günden sonra daha çok midye yemeye başladım. Çünkü yıllardır menüde midye bulundurmuyordum. Gözümle temiz ve güvenilir olduğunu görmem lazım. Japonya’daki izlenimlerimin etkisinde kaldım sanırım. Onlar Çeşme Ildırı’ya kadar turistik gezi yapıp tükettikleri orkinosların neler yediğini, hangi sularda yaşadığını gözlemlemek için dünyanın bir ucundan geliyorlar!

DOLMASI YAYGIN

Midye dolmanın yapıldığı ve bu denli tercih edildiği tek ülke Türkiye sanırım. Belçika’da çorba şeklinde (mussels marinara), yanında patates tava ile ikram ediliyor. Ama biz dolmadan ve ahşap şişlere takılmış tavasından vazgeçemiyoruz.

Damak zevki renk katmanları gibidir. Dileyen istediği gibi yesin ama bence pirinçten biraz uzak durmak gerekir. Zeytinyağlısı da çok güzel oluyor.

Sayısız midye yedim bu yaşıma kadar ama vücudumda cıvaya rastlanmadı. Son yıllarda spor amaçlı yürüyüş yaptığım Ankara’da egzoz gazlarından, hava kirliliğinden, midye yemesek de her gün zehirlendiğimizi görüyorum.

Yazı: Süreyya Üzmez

Önceki yazıSonraki yazı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir