Haberler, Mehmet Yaşin

Kabaramazsın kel Fatma!

Yılbaşı sofralarının vazgeçilmezidir hindi. Özellikle içi iç pilavla doldurularak fırında pişirileni bizde en makbul olanıdır. Peki hindi adının nereden geldiğini, neden ‘Turkey’ denildiğini ve ne zaman yendiğini biliyor muydunuz?

Mehmet Yaşin

 

Avrupalılar Hint tavuğunu, Kristof Kolomb’un Amerika ’yı keşfinden çok önce biliyorlardı. Bu kümes hayvanı, Avrupa pazarlarına Gine’den geliyor ve eti çok seviliyordu. Bunları pazarlayanlar ise Türk tüccarlardı.

Sonbahar ve kış başlangıcını hindiler hiç sevmezler. Çünkü bu dönemlerde ‘hindi katliamı’ başlar. Kimileri Şükran Günü, kimileri Noel yemeği, kimileri de yılbaşı gecesi uğruna canlarından olurlar. Bu katliamlardan kurtulanlar, bir sonraki yıla kadar unutulur giderler. Yılın büyük bir bölümünde hindilerden hiç söz edilmez olur. Çocukluğumda birçok hindiyi kızdırdığımı hatırlıyorum. O zamanlar İstanbul çatıları gökyüzünü tırmalayan gökdelenlerle işgal edilmemişti ve evlerin küçük de olsa bir bahçesi vardı. O bahçelerde tavuk, hindi, kaz beslenirdi. Bizim komşunun bahçesinde de birkaç hindi vardı. Onları kızdırmayı çok severdim. “Kabaramazsın kel Fatma, annen güzel sen çirkin” tekerlemesini bir kaç kez yüzüne karşı söylediğimde, hindi kuyruğunu bir yelpaze gibi açar, kanatlarının ucunu yere değdirerek, “gulugulu” diyerek üstüme yürürdü. Korkup kaçardım o zaman. Bu yüzden bütün çocukluğum boyunca, onların insanların konuşmalarını anladığına inanmıştım.

Neden ‘Turkey’ deniyor?

Bu garip görünümlü hayvana biz Hindi diyoruz ama bütün dünya onu ‘Turkey’ diye adlandırıyor. Yani bu kırmızı ibikli, siyah hayvanı, ülkemizin adıyla çağırıyorlar. Çocukluk yıllarımda bu mesele çok canımı sıkmıştı.Kuzey Amerika kökenli bu vahşi kuşa neden ‘Turkey’ dendiğine bir türlü akıl erdirememiştim. Uzun yıllar sonra Amerika’nın saygın üniversitelerinden biri olan Colombiya’dan Mario Pei adlı bir hoca bu konuya açıklık getirdi. Hoca bu konuda ortaya iki teori sürüyordu. Birinci teoriye göre, 1500’lü yıllarda İngiltere’ye getirilen hindileri, İngiliz tüccarlar Asya ülkelerine satmak için önce İstanbul limanına getirdiler. Buradan Asya ülkelerine pazarlamaya başladılar. O zamana kadar bir adı olmayan bu kuşu satabilmek için ona bir ad takmak gerekince, ‘Türk Horozu’ dediler. Sonra horoz lafını kaldırıp sadece ‘Turkey’ demeye başladılar. Mario Pei’nin ikinci teorisi biraz daha akla yakın. Buna göre Avrupalılar Hint tavuğunu, Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfinden çok önce biliyorlardı. Bu kümes hayvanı Avrupa pazarlarına Gine’den geliyor ve eti çok seviliyordu. Bunları pazarlayanlar ise Türk tüccarlardı. İngilizler, bu hayvanlar İstanbul’dan geldiği için adını ‘Türk Horozu’ koymuşlardı. Yıllar sonra Mayflower gemisiyle Amerika’nın Massachusetts eyaletine göç eden İngilizler, oradaki ormanlarda vahşi hindilerle karşılaştılar. Bunlar İngiltere’deki ‘Türk Horozlarına’ çok benziyorlardı. Onun için bu kuşlara ‘Turkey’ adını taktılar. Burada sözü ‘dil cambazı’ Sevan Nişanyan’a bırakacağım. Umarım cezaevinde rahattır. Nişanyan, ‘Kelime-baz’ adlı kitabının birinci cildinde hindinin ismi konusunda şunları yazmış: “İngilizler bilmediğim bir nedenle ‘Turkey Fowl’ adını verdikleri, aslında Afrika kökenli bir kuş olan beç tavuğunun adını alıp, yeni gelen kuşa ‘İndian Turkey’ demişler. Bu beç tavuğu, tavuktan irice, kara bir kuştur, serpme beyaz benekleri ve gösterişli ibiği olur, bizde bazen Tokat tavuğu da denir. Hindiye bayağı benzer, yani adlandırma makul. ‘Kırmızı ibiğinden dolayı Turkey adı verildi’ lafı ise geyiktir. Türkler o zamanlar kırmızı başlık giymezlerdi ki! Fes taaa 1820’lerde icat edildi.”

Hindi ne zaman yenir?

Hindi, Hıristiyan dünyasında kutsal günlerin vazgeçilmez yiyeceğidir. Özellikle de Amerika’da çok tüketilir. Kasım ayının dördüncü perşembesinde kutlanan Şükran Günü, tamamen hindi odaklıdır. Din, dil ve ırkla ilgisi olmayan bu kutlama, hasat sonunda elde edilen mahsul için Tanrı’ya şükretmek adına düzenlenir. Bu günde neden hindi yendiği de şöyle anlatılır: İngiltere’den gemilerle yola çıkan, günlerce aç susuz yolculuk yapan göçmenleri, Amerika kıyılarında Kızılderililer karşılar. Sahilde göçmenlere yabani hindi ikram edilir. Aradan üç yıl geçer. Göçmenler yerleşir, toprağı ekip biçmeye başlarlar. İlk hasattan sonra bir ziyafet düzenleyip, kendilerini açlıktan kurtaran Kızılderilileri davet ederler. Tabii bu ziyafette de bol bol hindi tüketilir. Göçmenler o gün, hem Kızılderililere hem de bol ürün veren Tanrı’ya şükranlarını sunarlar.

Osmanlı’da da tüketiliyordu Sonraki yıllarda hindi, Noel sofralarında da görülmeye başlar. Pişirilen hindiler bir kuzu büyüklüğünde olduğu için tümünü bitirmek imkânsızdır. Onun için, hem Şükran Günü’nden hem de Noel’den sonra Amerikalılar günlerce hindi etinden yapılmış sandviçleri yerler. Bizim sofraların hindi ile olan ilişkisine gelirsek… Osmanlı mutfağı konusunda uzman olan Mariana Yerasimos, Osmanlı’da hindi tüketimiyle ilgili en eski belgenin 17 Ocak 1715 tarihli olduğunu belirtir. Söz konusu belge, Galata Sarayı’nın tamirattan sonra yeniden hizmete girmesi nedeniyle, Sultan III. Ahmed’in onuruna verilen harcamalar listesidir. Yerasimos, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde hindi kebabından bahsettiğini öne sürer. Bizde hindi yılbaşı yemeğidir. En makbulü de, içi iç pilavla doldurulduktan sonra fırında pişirilenidir. Onun için evlerde birkaç gün boyunca pilavlı hindi sofralardan eksik olmaz. Yumurta konusuyla da yazıya nokta koymak istiyorum. Ben tavuk, kaz, ördek, bıldırcın hatta devekuşu yumurtası yedim. Ama bugüne kadar hindi yumurtasının tadına bakmak nasip olmadı. Bu yumurtayı yiyen varsa bana tadı hakkında bilgi verirse mutlu olurum.

Hindi Burger

MALZEMELER

1 küçük tatlı patates
1 yemek kaşığı tereyağı
Yarım ince kıyılmış kuru soğan
Bir demet ince kıyılmış kereviz yaprağı
2 çay kaşığı ince kıyılmış adaçayı
1 çay kaşığı ince kıyılımış taze kekik yaprağı
1 diş ince doğranmış sarımsak
Yarım kilo hindi buDundan kıyma
150 gr. blendırdan geçirilmiş taze sucuk
Tuz ve taze çekilmiş karabiber
4 tane orta boy patates
Elma ve vişne ile yapılmış pelte Unla koyulaştırılmış hindi suyu
Taze ıspanak
Taze soğan

Bir çatal yardımıyla patateslerin etrafında delikler açın. Bunları 230 derecedeki fırına koyup, bir saat pişirin. Daha sonra patatesleri birkaç parçaya bölüp 10 dakika kadar soğumaya bırakın. Yeteri kadar soğuduktan sonra kabuklarını soyup bir kaba koyun. Çatalla ezip püre haline getirin, bundan küçük, yuvarlak patates köfteleri yapın. Küçük bir tavada, kısık ateşte tereyağını eritin. Yağ köpürmeye başlayınca soğanı ve kereviz saplarını ilave edip, yumuşayıncaya kadar (5-7 dakika) kavurun. Adaçayını, kekiği ve sarımsakları ekleyip 30 saniye kadar çevirin. Daha sonra tavayı ateşten indirip, 10 dakika kadar soğutun. Hindi kıymasını, sucuk etini, tatlı patatesin etli kısmını (rendelenmiş), kavrulmuş sebze karışımını bir kapta karıştırıp, tuzu, karabiberi ve istediğiniz baharatları katarak elinizle iyice yoğurun. Daha sonra bunu dört eşit parçaya ayırıp yassı bazlama şekli verin. Mangalı yakıp, ateşin közlenmesini bekleyin. Daha sonra ızgaraları sıvı yağ ile yağlayın. Ateşin üstüne önce patates bazlamalarını koyup, iki tarafını kızartın ve bir tabağa alın. Daha sonra köfteleri koyup, kurutmadan pişirin. Kızaran köfteleri, patates bazlamalarının üstüne koyun. Onların üstüne elma-vişne peltesini (isteğe bağlı), hindi suyu ile yapılan sosu, ıspanağı ve taze soğanı koyarak soğutmadan servis edin.

Hindi pişirme torbasını nasıl kullanacağız?

Fırınınızı 200 dereceyi (Gaz 6 veya 400 F) geçmeyecek şekilde ayarlayın.
Torbanın içini bir tatlı kaşığı unla bulayarak pişireceğiniz hindiyi ve hazırlanan malzemeyi doldurun.
Torbanın ucunu, paketin içinden çıkacak tel yardımıyla, katlayarak bağlayın.
Hava buharının dışarı çıkması için, bir köşesinden küçük bir parça kesin veya torbanın üzerini toplu iğne ile birkaç defa delin.
Hindinizin üzerindeki termometre uygun koşullarda otomatik olarak fırlayana kadar pişirin.
Hindinizi bir süre dinlendirdikten sonra pişirme torbasından çıkartarak servis yapın.

Tereyağı, limon kabuğu, portakal kabuğu rendesi, tuz ve karabiberi , çatalla krema kıvamına gelinceye kadar iyice karıştırın.
Hindiyi göğüs kısmı yukarıya gelecek şekilde bir fırın tepsisine yerleştirin. Boyun kısmından başlayarak, parmak uçlarınızla, yavaş yavaş ve yırtmamaya dikkat ederek, önce göğüs kısmındaki deriyi etten ayırın. Aynı şekilde but kısmını da açın.
Hazırladığınız tereyağını, açabildiğiniz her noktaya ulaşabilecek şekilde paylaştırın. Parmak uçlarınızla ovarak etin her tarafına yayın ve deriyi dikkatlice yerleştirin. Hindiyi streçle sarıp, en az 30 dak. dinlendirin.
Kesilmiş limon, soğanın yarısı ve defne yapraklarını, hindinin göğüs boşluğuna yerleştirin.
Zeytinyağını hindinin üzerine gezdirin ve parmak uçlarınızla ovarak her tarafını yağlayın. Hindi ile beraber verilen pişirme termometresini, kullanma talimatında olduğu gibi hindinin göğüs etine yerleştirin.
Pişirme torbasına 1 çorba kaşığı un koyup, torbanın her tarafını unlayın ve fazla unları silkeleyin. Hindiyi pişirme torbasına yerleştirin. Torbanın ağzını yanmaz tel ile sıkıca bağlayın.
Üzerinde toplu iğne ile birkaç delik açın. Önceden ısıtılmış 190 derece fırında 100 dak. pişirdikten sonra pişirme termometresinin hareketini takip edin. Hindiyi fırından çıkardıktan sonra yaklaşık 10-15 dak. dinlendirin.
Hindiyi dilimleyerek, servis yapın.

Hindi termometresini nasıl kullanacağız?

Yılbaşı sofranız için enfes bir hindi pişirmek istiyorsunuz ama bir sorununuz var. Durun söylemeyin, biz biliyoruz. Hindi pişirirken karşılaşılan en büyük sorun, hindinin pişip pişmediğini anlamak.
Bu konuda Banvit’in uzmanlık sırrı: Pişirme termometresi. Sorunun kesin çözümü. Bu termometre Banvit hindi alanlara hediye edeliyor.
Hindiniz hazır hale geldiğinde, termometrenin ortasındaki kırmızı buton, fırlayarak size haber verecek. Yani tek yapmanız gereken termometreyi gözlemlemek.
NOT: Termometreyi, Banvit hindiniz ile birlikte hediye edilen hindi pişirme torbası ile birlikte veya bağımsız olarak kullanabilirsiniz.
Unutmayın! Doğru bir sonuç için termometrenizi doğru bölgeye, doğru açıyla yerleştirmelisiniz.
İlk olarak hindinin göğüs bölümünü ikiye ayıran çizgiyi belirleyin.
Termometreyi bu çizgi üzerinde banvit hindinizden çıkan kitapçıkta gösterildiği gibi batırın.
Termometreyi görebileceğiniz şekilde hindinizi fırına yerleştirin.
Termometrenin üst kısmındaki kırmızı buton fırladığında, hindiniz servis edilmeye hazır.

ARPA ŞEHRİYELİ HİNDİ

MALZEMELER

1 adet Banvit Yarım Hindi
3 çorba kaşığı nar ekşisi
1 çorba kaşığı bal
7 çorba kaşığı zeytinyağı
1 adet orta boy soğan (ince piyaz doğranmış)
1 adet küçük boy pırasa (ince halka doğranmış)
2 adet etli kırmızı biber (kalın yarım halka doğranmış)
3 adet yeşil dolmalık biber (kalın yarım halka doğranmış)
300 gr arpa şehriye
500 ml piliç suyu (kaynar)
1/2 demet taze nane (yapraklanmış iri doğranmış)
10 sap maydanoz (yapraklanmış iri doğranmış)
Tuz, tane karabiber (arzu edilen miktarda, dövülmüş)

Nar ekşisi, tuz, bal ve karabiberi çatalla çırpın. Çırpmaya devam ederek 3 çorba kaşığı zeytinyağını akıtıp yedirin. Hazırladığınız marinatı Banvit Yarım Hindi’nin üzerine elinizle ovarak yayın ve her yerine bulanmasını sağlayın.
Fırın torbasına un koyup, torbanın her tarafını unlayın ve fazla unları silkeleyin.
Hindiyi pişirme torbasına yerleştirin. Torbanın ağzını sıkıca bağlayıp üzerine kürdan ile birkaç delik açın. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 50 dak. pişirin. Torbayı çıkarıp 15 dak. daha pişirin.
Kalın dipli yayvan bir tencereye 3 çorba kaşığı zeytinyağı, soğan ve pırasaları koyun. Orta ateşte karıştırarak soğanlar hafif sararıncaya kadar yaklaşık 3-4 dak. soteleyin.
Karıştırmaya devam ederek etli kırmızı biber ve yeşil dolmalık biberleri ilave edip 3-4 dak. daha soteleyin. Sebze karışımını delikli kepçe ile bir tabağa alın.
Aynı tencereye 1 çorba kaşığı zeytinyağı ve arpa şehriyeyi koyun. Orta ateşte karıştırarak arpa şehriyeler altın sarısı renk alıncaya kadar yaklaşık 4-5 dak. soteleyin.
Karıştırmaya devam ederek yavaş yavaş akıtarak piliç suyunu katın.
Tuz serpip hafifçe karıştırın. Ateşi kısın ve arpa şehriye suyunu çekinceye kadar yaklaşık 7-8 dak. pişirin.
Arpa şehriyeye, sebzeleri katın, hafifçe karıştırın ve 2-3 dak. daha pişirin.
Nane ve maydanoz serpin, 1-2 kez hafifçe karıştırıp hindi ile birlikte servis yapın.

Önceki yazıSonraki yazı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir