Haberler

Hep yeşilin peşinde

Bir İspanyol zeytin çeşidi olan ‘arbequina’yı Türkiye’de üretmeye başladı. Yıllık fidan üretim kapasitesi 400 bini buldu. Ürettiği zeytinyağının aldığı ödüllerle Zeytinyağı Dünya Ligi’nde Türkiye’yi başarıyla temsil ediyor. Ali Zihnioğlu, “Arzumuz masasına gelen zeytinyağının kusursuz ve doğru üretilmiş olduğunu anlayabilecek seçiciliğe ulaşmış tüketiciler yaratmak” diyor.

Hermus Zeytinyağı’nın üreticisi  Ali Zihnioğlu aslen bir makine mühendisi. Ülkemizde çayın Türkiye’ye getirilmesi, ekilmesi, kurulması ve  geliştirilmesinde büyük emeği olan, TÜBİTAK hizmet ödüllü, ‘Bir Yeşilin Peşinde’ kitabının da yazarı Asım Zihnioğlu’nun oğlu… Asım Bey, 1930’lu yılların sonunda, Türkiye’de çay yetiştirilemeyeceğini savunan büyük bir kesime rağmen çaya inandı ve peşinden gitti. Verdiği emekler sayesinde şu anda çay tarımı Türkiye ekonomisi için büyük bir gelir kaynağı.

Ali Zihnioğlu da tıpkı babası gibi Türkiye’de eşsiz bir misyon üstlenmiş. Bu kez başrollerde çay değil bilge ağaç  ‘zeytin’  ve sıvı altın ‘zeytinyağı’ var. Ali Bey güçlü markalara gıda üretimi yapan bir fabrikanın sahibiyken, fabrikanın bulunduğu arazinin devlet tarafından tersaneye dönüştürülmesi sebebiyle tesisi boşaltmak ve işi de tasfiye etmek durumunda kalmış.

2008 yılında, Manisa, Köprübaşı’nda 30 dekarlık bir alanda zeytin bahçesi kurmuş ve zeytinciliğe başlamış. Kasabanın üç gölün arasında yer alıyor olması sayesinde ortaya çıkan ‘mini klima’, zeytinin bu yörede güzel yetişmesini sağlamış. Bu coğrafik ayrıcalık  kendisine işi büyütmesi gerektiğini işaret etmiş. Lakin o dönemde ülkemizde mahsule hızlı dönen, yüksek verimli bodur zeytin ağacı türü olmadığından yeni bahçe kuracak fidan da bulamamış. Bu konuda araştırmalar yaparken bir İspanyol zeytin çeşidi olan ‘arbequina’ ile tanışmış ve bunun endüstriyel bir ürün olduğunu gözlemleyerek, Türkiye’ye çok faydalı olacağına karar vermiş. Bakanlığın da çıkardığı bir genelge sayesinde fidan üreticisi misyonu ile İspanya’dan anaçlar getirerek hem arbequina fidan üretimine başlamış hem de arbequina zeytin bahçeleri kurmuş. 30 dönümlük zeytin bahçesi, kontratlı bahçe kurulumu yaptığı iş ortağı/yatırımcılarının da bahçeleriyle 2 bin dönüme kadar ulaşmış. Şu anda yıllık fidan üretim kapasitesi 300-400 bin. Başladığı günden bugüne ise 1 milyon zeytin fidanı üretmiş.

Öncelikle neden arbequina?

Geleneksel uygulamalardan farklı olarak arbequi-na’nın çok hızlı büyüme kapasitesi var. Fidanın dikiminden dört yıl sonra ağaç tam verime ulaşıyor. Fidanlığımız ve bahçelerimiz ‘iyi tarım uygulaması’ belgesine sahip. Tarım Bakanlığı’ndan sarı ve mavi etiketli sertifikalı fidanlarımız, kredi ve teşvik kullanımına da uygun. Ayrıca daha da iyisi, arbequina zeytini tür ve yağının kalitesi çok yüksek. Bütün bunlar da tarım yatırımı yapmak isteyen yatırımcılar için büyük avantaj sağlıyor.

İhracat ağırlıklı çalışıyorsunuz, hangi ülkelere ihraç ediyorsunuz Hermus zeytinyağlarını?

Güney Kore, Japonya, Amerika ve Rusya’ya Hermus markasıyla ihracat yapılıyor. İç piyasada da ihracatta da ‘private label’  çalışmıyoruz. Her yerde kendi adıyla ve menşei ile satışa sunuluyor. Bu hem bizim marka gücümüz için hem de sektörümüzün gelişimi açısından çok önemli. Zeytinyağımız yurtdışında da çok sevilen, beğenilen bir zeytinyağı. 2019 hasatında üreteceğimiz yeni sezon zeytinyağımızla ihracatımızı iki katına çıkaracak ön siparişler alıyoruz.

Zeytinyağımızın İspanya ve İtalya’da olduğu gibi dünyaca bilinmesi için neler yapılabilir sizce?

Zeytinyağında markalaşma ve sürdürülebilir kaliteyi yakalamak oldukça zor. A gösterip B satmaya kalkarsanız ve tüketici her şişede aynı lezzeti bulamazsa markanıza güvenmez. Standardı yakalamak için topraktan sıkıma kadar işleyen süreç mükemmel olmalı. Yurtdışındaki oyuncularla rekabet edebilmek için  dünya standardında, kaliteli, kusursuz zeytinyağı üretiyor olmalısınız. Bunun için de üreticilerin eğitilmesi gerekiyor. Zeytinyağı dünyadaki ‘tadım değerleri standartları’ olan tek gıda. Meyvemsilik bu standartların başında, peşinden acılık ve yakıcılık kriterleri geliyor. Yanlış üretilmiş, kusurlu bir zeytinyağı uluslararası piyasalarda rekabet edemez.

İç piyasaya girmek için ne gibi adımlar atıyorsunuz, nerelerde olacaksınız?

İhracat ağırlıklı çalışıyor olsak da ülkemizde doğru üretilmiş, kaliteli, premium zeytinyağının tanınmasını sağlamak misyonu ile iç piyasada da yer almaya başladık. Bireyselde, internet sitemizde satışlarımız devam ederken, butik-gurme  marketlerde  ve  İstanbul’un seçkin restoranlarında da varız. Arzumuz masasına gelen zeytinyağının ‘kusursuz ve doğru üretilmiş’ bir zeytinyağı olduğunu anlayabilecek seçiciliğe ulaşmış  tüketiciler yaratmak. Yurtdışında bazı ülkelerde uygulandığı gibi masalarda ‘tek kullanımlık zeytinyağı’nı göreceğimiz, beğendiğiniz zeytinyağını yemek yediğiniz restorandan satın alabildiğiniz günleri hayal ediyor ve bekliyoruz. Bizim tüm hamlelerimiz zeytinyağının geleceğine yatırımdır.

Diğer kaliteli ve ödüllü zeytinyağı markalarından farkınız ne sizin?

Türkiye, zeytinyağı üretiminde dünyanın dördüncü ülkesi. Lakin yukarıda da söz ettiğimiz üzere kaliteli üretim ve markalaşma konusunda zayıf. Kaliteli üretimin artması yönünde çalışmalar son yıllarda hız kazandı ama yeterli değil. Bu kapsamda zeytinyağında ödül çok önemli bir kriter. Amerika, İngiltere, Japonya, İtalya, Almanya, İsrail gibi ülkelerde düzenlenen uluslararası yarışmalar var. Bu yarışmalarda zeytinyağları kör tadım yöntemi ile tadılıp puanlanıyor  ve aranan kalite kriterlerine sahipse ödüle layık görülüyor. Bu yarışmalardan aldığınız ödüllerden kazandığınız puanlarla da Zeytinyağı Dünya Ligi’nde alacağınız yer belirleniyor. Gururla söyleyebiliriz ki biz, 2018’de ‘Dünyanın En İyi 100 Zeytinyağı Üreticisi’ listesine girdik. 2019 sonuçları henüz hesaplanmadı ama 10’u altın olmak üzere 15 ödül aldık ve bu sene de  ilk 100’de yer alacağımızı öngörebiliyoruz. Hermus’un avantajı özenle seçtiği yatırım ortakları ile yeni bahçeler kurup sürdürülebilir uygulamalarla yüksek kapasitede, kalitesini hep bir adım öteye taşıyan  zeytinyağı üretme kabileyetinin olması. Bu sistemi Türkiye’de hayata geçiren başka bir işletme yok.

Kaliteli zeytinyağının olmazsa olmazları

Zeytinyağının kalitesi zeytine, zeytinin çeşidine bağlı bir şey değil. Dolayısıyla kaliteli zeytinyağından bahsetmeden önce kaliteli zeytinyağının üretiminin nasıl olması gerektiğinden bahsetmeliyiz. Zeytinyağının kalitesi zeytinin doğru işlenmesi ve üretiminin kontrollü ve doğru yapılmasına bağlı. Burada en önemli kriter temizlik ve hijyen. Bununla beraber doğru toplanmış, hasar görmemiş ve dalından koparıldıktan sonra bekletilmemiş zeytinleri doğru yöntemlerle işliyor olmak gerekiyor.

Tüketici açısından ise şunları sıralayabiliriz:

Koyu renk cam şişe, zeytinyağı için olmazsa olmaz.

Köy ürünü, doğal ürün, ‘tanıdık getiriyor’ diye satılan, güneş/ışık görmüş ürünler (pet şişe veya şeffaf şişe) tercih edilmemeli.  Zaten bu ürünler genelde kalitesiz bitkisel yağlarla karıştırılmış  tağşiş yağlar oluyor.

Üründe marka ve etiket şart.  Zeytinin cinsi/yöresi, hasat dönemi mutlaka yazıyor olmalı.

Asit oranına bakılmalı ve en düşük asit oranlı ürünler tercih edilmeli. Asit oranı zeytinin kalitesini göstermesi açısından çok önemli bir işaret.

Erken hasat ve soğuk sıkım özellikleri aranmalı.

Zeytinyağının rengi sarı veya yeşil olabilir, renk belirleyici bir unsur olmamakla beraber  bulanık ve buğulu olmamasına dikkat edilmeli.

Önceki yazıSonraki yazı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir