Restoranlar

En İyi Esnaf Lokantaları: Beşiktaş Bolu Et Lokantası

Müdavimleri arasında öğrenciler de var, profesörler, esnaf ve beyaz yakalılar da… Beşiktaş’taki Bolu Et Lokantası, ucuz ve lezzetli yemekleriyle gönülleri fethediyor, damakları şenlendiriyor. Karadeniz usulü et kavurması, tavuk Macar’ı ve döneri çok meşhur, erkenden bitiyor. Ama merak etmeyin, bitenin yerine hemen yenisi geliyor…

Beşiktaş’taki Bolu Et Lokantası, İstanbul’da ucuz ve lezzetli yemek yemek isteyenlerin uğrak yeri. Beşiktaş’ta sahile doğru inerken sol tarafta kalan, eski Yıldız Caddesi üzerindeki lokantanın özellikle öğlen saatlerinde çok kalabalık olduğunu söylemişlerdi ama bu kadarını beklemiyorduk doğrusu. Biz gittiğimizde saat henüz 12:00 bile olmamıştı ve 100 kişilik restorandaki masaların çoğu dolmuştu bile. Çekim yapabilmek için 14:00’e kadar beklemek zorunda kaldık.

İlk Bolu Et Lokantası, 1988 yılında yine Beşiktaş’ta açılmış. Kısa bir süre sonra el değiştirmiş, şimdiki sahipleri Sarı Ailesi 1998 yılında lokantayı devralmış. İsmail Sarı, aslen Rize Çayelili. Uzun yıllar baba mesleği olan mermercilik yaptıktan sonra restoran işine girmeye karar vermiş. Bolu Et Lokantası’nı ‘en iyi esnaf lokantaları’ndan biri yapmayı başarmış. Ama şimdilerde biraz rahatsız ne yazık ki. İşi de oğlu İbrahim Sarı devralmış, babasının kaldığı yerden başarıyla devam ediyor:

“Bizde malum, babadan oğula geçer meslekler” diyor İbrahim Sarı, “Açıköğretim işletme bölümünü bitirdim, sonra da burada çalışmaya başladım. Babamın rahatsızlığından sonra işi tamamen devraldım. Zaten 1998’den bu yana, yani 14 yıldır burada babamın yanında çalışıyordum. Babam aşçılıktan hiç anlamaz, pilav yap desen yapamaz. Ben de yapamam. Bizim işimiz işletmecilik. Sivaslı bir ustamız, aşçıbaşımız var, 20 yıldır bizimle.”

Bolu Et Lokantası, 1988 yılından bu yana üç kez el değiştirse de ismi hiç değişmemiş. Üç kez adres değiştirmiş ama hepsi aynı semtte, Beşiktaş’ta.

Kavurma Çok Seviliyor

“En meşhur yemekleriniz hangileri?” diye sorduğumuz İbrahim Sarı başlıyor saymaya: “Başta kavurmamız çok meşhurdur, dana etinden yapılıyor. Tavuk Macar, tavuk göğsünden yapılıyor. Bezelye, patates, üzerine beşamel sos ve kaşar. Özellikle öğrenciler çok seviyor. Hem lezzetli hem fiyatı uygun bir yemek. Çorbalardan Ezo gelin, mercimek hiç değişmez. Yayla çorbası, paça çorbası ve düğün çorbamız çok beğeniliyor.” Patlıcan musakka, tavuk sote, karnıyarık, dolma çeşitleri, kadınbudu köfte, İzmir köfte, kuru fasulye, nohut, bezelye, Arnavut ciğeri… Liste böyle uzayıp gidiyor. Günde 28-30 çeşit sıcak yemek çıkıyor, çorba ve zeytinyağlılar hariç. Kışın sadece birkaç çeşit zeytinyağlı oluyor, yazın talep daha fazla. Lokantanın favori tatlısı ise Rize usulü sütlaç. Komposto, cacık, yoğurt da ar. Yoğurt katıksız, Bandırma’dan geliyor, çok taze ve lezzetli.

Etleri yıllardır Eyüp’te aynı kasaptan alıyorlar. O yüzden lezzet hiç değişmiyor. Döner özellikle çok seviliyor. Pazar günleri hariç her gün çıkıyor ve saat 3’te bitiyor. Restoran pazar günleri de açık. Dini bayramlar ve yılbaşı dışında haftanın yedi günü yemek yiyebilirsiniz Bolu Et Lokantası’nda. En yoğun saatler 12:00-14:00 arası yani öğle yemekleri. Öğlen yemekler bitince akşam tekrar yapılıyor. Özellikle et yemekleri, pilav çeşitleri akşam servisi için tazeleniyor. En çok kavurma sevildiğinden, en erken biten de o oluyor. Ama biten kavurmanın yerine hemen yenisi geliyor. “Et seviyor bizim insanımız” diyor İbrahim Sarı ve bu meslekte babasından neler öğrendiğini anlatıyor: “Babamın müşteriyle ilişkileri çok iyidir, samimidir. En önemlisi dürüstlüğü öğrendim ondan, ticarette dürüstlük çok önemli. Bir işi hakkını vererek yapıyorsanız, müşteri sizi nerede olursa buluyor. Küçücük bir dükkânınız da olabilir ama işinizi iyi yapıyorsanız, dürüstseniz her zaman kazanırsınız.”

Makul Fiyatlar, Lezzetli Yemekler

Bolu Et Lokantası’nın her yaştan, her meslek grubundan müdavimleri var. Başta öğrenciler olmak üzere, beyaz yakalılar, çevre esnafı, gazeteciler, sanatçılar… Özellikle yakınlardaki Bahçeşehir Üniversitesi’nin hem öğrencileri hem hocaları müdavimler arasında. Süheyl Batum, Artun Ünsal, İlber Ortaylı sık sık gelen isimlerden…

İbrahim Sarı, 30 yaşında genç bir işletmeci. 14 yaşından bu yana restoranda çalıştığı için, müdavimler arasında onun çocukluğunu bilen, büyümesine tanıklık eden çok kişi var. Yazar Artun Ünsal da onlardan biri. “Artun Ünsal çok eski müşterimiz. Bir yazısında benim için, ‘Ben onun kısa pantolonlu halini bilirim’ demişti, utanmıştım. Artun Bey sebze sever, özellikle de enginar. Ama et de yer.”

“Peki fiyatlar nasıl acaba?” diye merak ediyorsanız hemen söyleyelim, oldukça makul. Et yemekleri 15-16 lira, sebzeler 7-8 lira, kıymalı sebze yemekleri 8-9 lira civarında. Kuru fasulye ve nohut 7 lira, tavuklar 8-9 lira, köfteler 10 lira, tatlılar 5 lira. Cacık ve yoğurt 4 lira, pilav çeşitleri ise 4’er lira. Fiyatlar gayet uygun olduğu için de öğrencilerin vazgeçilmez mekânı olmasına şaşırmamak gerek.

Pide Çeşitleri de Var

“Bugün canım tencere yemeği yemek istemiyor” diyenler için de pide seçeneği var Bolu Et Lokantası’nda. Taş fırında Karadeniz usulü kıymalı, kuşbaşılı, kavurmalı pideler hazırlıyorlar. Yemeğin yanında ekmek niyetine servis edilen pideler de aynı taş fırında yapılıyor ve taze taze, sıcacık masaya geliyor.

Peki patron ne yiyor acaba? Hemen favorilerini sıralıyor İbrahim Sarı: “Kuru fasulye, et kavurma, paça çorbası ve bulgur pilavı.” Bir restoranın sahipleri Rizeli olur da karalahana olmaz mı hiç? Bugün yok şansımıza ama belli günlerde çıkıyor karalahana. Hem yemeği hem sarması yapılıyor. Ayrıca palamut, hamsi, çipura gibi balıklar da çıkıyor mevsiminde. Hamsi tavada, diğerleri fırında pişiriliyor.

Tüm bu yoğunluğa rağmen, işimizi kolaylaştırmak için ellerinden geleni yapan güler yüzlü personele veda ederken, son sözü mekânın sahibi İbrahim Sarı’ya bırakıyoruz: “İşin sırrını bilmiyorum ama düzgün yapmaya çalışıyorum. Siz işinizi düzgün yapıyorsanız zaten sizi buluyorlar. İstikrar çok önemli. Personelimiz en az 6-7 senedir, garsonlarımız 10 senedir bizimle çalışıyor. Bu da insanlara güven veriyor. Ancak aynı lezzeti yakalayacağıma emin olursam şube açarım. Öbür türlüsü riskli. Babamın bana bıraktığının üzerine bir şeyler koymak istiyorum tabii ki ama asla lezzet standardından ödün vermek istemem.”

Önceki yazıSonraki yazı

1 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir