Haberler, Kafeler

Bond Cafe

Bir keçi, bir keşif, bir kahve:

Kahve zincirlerinin sürekli şube sayılarını artırdığı, tüm büyük caddeler ve AVM’lerde kendini gösterdiği İstanbul’da, ‘mahallemizin kahvecisi’ olmayı tercih etmiş Bond Cafe. Kimseyi taklit etmeden, kendi bildiği yolda ilerleyerek… Ve tabii kahve tutkusuyla…

Hikâyeyi bilenler biliyordur zaten, bilmeyenler için tekrar anlatalım: Kahvenin keşfi yaklaşık 11 asır öncesine uzanan bir hikâyeye dayanır. Etiyopya’da yaşayan çoban Khaldi’nin meraklı keçisi bir gün kahve çalılarında bulunan meyveleri yer ve birden hoplayıp zıplamaya başlar. Keçi yerinde duramaz, daha enerjik ve hareketli olmuştur. Bunu gören çoban merak eder, keçiyi takip edince kahve meyvesini yediğini fark eder. Böylelikle meraklı bir keçi sayesinde kahve hayatımıza girer.

Ortaköy ve Mecidiyeköy Fulya Mahallesi’nde iki şubesi bulunan Bond Cafe’nin amblemi de bu meraklı keçiye ve dolayısıyla kahvenin keşfine bir gönderme. Peki neden Bond Cafe sorusunu da mekânın kurucusu Ömer Faruk Sarıhan yanıtlıyor: “İlk akla James Bond geliyor tabii. Onun da hayranıyım ama asıl sebebi akılda kalan, olumlu çağrışımları olan, klas bir isim oluşu. Marka algısı açısından önemli.”

İlk şubesini 2017 yılında Ortaköy’de açtı Bond Cafe, Mecidiyeköy’deki ikinci şube ise henüz iki ayını doldurmadı. İkinci şube için Fulya Mahallesi’ni seçmişler çünkü civarda nitelikli kahve yapan mekân eksikliğini fark etmişler. Müşteri profilleri her iki şubede de birbirine benziyor, daha çok beyaz yakalılardan oluşuyor. Öğle saatlerinde civardaki işyerlerinde çalışanlar, öğleden sonra ise mahalle sakinleri geliyor.

Nitelikli kahveler Orta Amerika ve Afrika’dan geliyor

Kahveler Orta Amerika ve Afrika’daki çiftliklerden yeşil çekirdek olarak alınıyor. Yöreye göre farklı kavurma ve demleme yöntemleriyle hazırlanıyor. Her sezon 8-10 farklı çekirdek oluyor ve taze öğütülüp servis ediliyor. Daha çok Etiyopya ve Kolombiya ağırlıklı çekirdekler tercih ediliyor.

Bond Blend, Guatemala Antigua, Mutation Blend, Kenya AA, Etiyopya Yirgacheffe Grade 2, Etiyopya Limu Grade 2, Nikaragua Shg Ep San Joe Estate,  Kolombiya Supremo Huila, Brezilya Fazenda Sertao gibi dünyanın farklı bölgelerinden gelen kahve çekirdekleri var. Her biri için farklı kavurma teknikleri deneyerek kaliteyi artırmaya çalışıyor ve kendi özel harmanlarını oluşturuyorlar.

Sadece Bond Cafe’ye özel bir kış kahvesi de var menüde: Peanut latte. İmza lezzetleri de çok seviliyor. Ev yapımı yerfıstık ezmesi, (fıstık ezmesini Ortaköy şubesindeki mutfaklarında kendileri üretiyor), bal, yerfıstığı taneleri, espresso ve sütle yapılıyor. Aynı şekilde yaz için de yine özel kahve çeşitleri hazırlayacaklar. Menü zaten yazlık ve kışlık olarak değişiyor.

Sabah 07.00 ile gece 11.00 arasında açık Bond Cafe. Sabah daha çok ‘take away’ müşteriler oluyor. Kahvesini alıp işe gidenler yani. Haftanın yedi günü açık Bond Cafe. Pazar günleri  daha çok aileler geliyor.

Konsept olarak iki şube de aynı ama dekorasyonda ufak tefek farklılıklar var. Çünkü Ortaköy’deki Bond Cafe’nin alanı çok büyük. İstanbul’daki en büyük üçüncü nesil kafe shop’lar arasında. 500 metrekare üzerine kurulu, 250 metrekare yemyeşil bir bahçesi var.

Ömer Faruk Sarıhan mekânın işletmecisi, aileden gıda sektörünün içindeler. İstanbul’un farklı semtlerinde restoranları var. Ömer Faruk Bey üniversitede uluslararası işletme okumuş ve ta o yıllarda böyle bir mekân açmaya karar vermiş. Öğrencilik yıllarında nitelikli kahve içilecek yerlerin eksikliğini görünce, henüz 25 yaşındayken bu işe atılmış. Şu anda da 27 yaşında. Önce kahveyle ilgili başta baristalık olmak üzere gerekli eğitimleri almış.

Tatlı ve atıştırmalıklar Ortaköy şubesinde hazırlanıyor

Bond Cafe’nin ana mutfağı Ortaköy şubesinde. Mutfak sabah 06.00’da açılıyor ve tüm ürünler taze hazırlanıyor, Mecidiyeköy şubesine de gönderiliyor. Kruvasan çeşitleri, peynirli ve domatesli çörek, patatesli peynirli çörek, beyaz çikolatalı brownie, havuçlu cevizli tahinli kışa özel tatlı, cheesecake çeşitleri, çikolatalı cookie’ler, San Sebastian, granola, sandviç çeşitleri var. Kahvaltı da bulunuyor.

Ayrıca yurtdışından gelen çay çeşitleri de var.  Masaya demlikle geliyor.

Bond Cafe’nin Ortaköy şubesinde 15, Mecidiyeköy’de ise 7 kişi çalışıyor. “Genç ve tutkulu bir ekibimiz var” diyor Ömer Bey.

“Her marka bir söz vermektir”

“Özellikle gıda sektöründe, işi bilmeden girenlerin yüzde 70’i bir süre sonra hüsrana uğruyor. Ekonomik kayıp, üzücü tabii. Her marka bir söz vermektir aslında. İyi marka olmak da bu söze ne kadar bağlı kaldığınızı gösterir” diyor Ömer Faruk Sarıhan ve şöyle sürdürüyor sözlerini: “Biz yola çıkarken insanlara bir söz verdik, iyi kahve ve yanında iyi tatlılar, iyi atıştırmalıklar sunacağız diye. Her ilçede, her büyük caddede şube açmanız gerekmez, gereksinimi olan yerleri bulup ihtiyaca göre mekân açmak gerekir. Nerede bulunacağınıza iyi karar vermelisiniz. Yola çıkarken bir yol haritanız olmalı. İşinizin başında olmalısınız. Ben günde 14-15 saat çalışıyorum. Bu da önemli bir kriter. Kendinizden bir şeyler katmanız lazım. Kendinize ait bir besteniz olmalı, herkesin yaptığı işi taklit etmemelisiniz.”

“risk aldım, kendi markamı yarattım”

Bilinen bir markanın temsilcisi olmak yerine sıfırdan marka yaratmak biraz da riskli değil mi? “Yaşım genç, iyi bir marka oluşturup tanıtabilirim, bunu başarabilirim diye düşündüm. Çok da iyi bir ekiple yola çıktım. Tutkulu bir ekip. Neden biz iyi bir kahve sunmayalım, kendi markamızı yaratarak”.

Öyle hızlı büyüme, yayılma planları yok Bond Cafe’nin. Önce markalarını iyi bir noktaya getirmek istiyorlar. 2020’de sadece İstanbul Anadolu Yakası’nda yeni bir şubeye yeşil ışık yakıyorlar.

Röportaj: Birgül Kopuz – Fotoğraf: Başak Okşak

Önceki yazıSonraki yazı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir